Adli Kontrol Nedir? Tutuklama Yerine Uygulanan Tedbirler, Süre ve Kaldırma (CMK m.109)

- Adli kontrol, tutuklamanın alternatifidir; tutuklama sebepleri varken bile uygulanabilir.
- Talep edilmezse çoğu zaman gündeme gelmez — sevkte mutlaka istenmelidir.
- Yükümlülükler (CMK m.109/3, a-l bentleri): yurt dışı yasağı, imza, konutu terk etmeme, güvence, silah yasağı, belirli yerlere gitmeme ve diğerleri.
- Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen hakkında, cezanın süresi ne olursa olsun tutuklama kararı verilebilir (m.112).
- Kaldırılması her zaman istenebilir; hâkim veya mahkeme istem üzerine 5 gün içinde karar verebilir (m.111).
- Adli kontrolde geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez; istisna: tedavi/muayene (e) ve konutu terk etmeme (j) — (j)’de geçen her iki gün bir gün sayılır (m.109/6).
- Adli kontrol kararına itiraz süresi iki haftadır (CMK m.268); yükümlülüğün devamı en geç dört ayda bir gözden geçirilir (m.110/4).
Kısa cevap: Adli kontrol tutuklamanın alternatifidir ve tutuklama sebepleri varken bile uygulanabilir; yükümlülükler arasında yurt dışı yasağı, imza, konutu terk etmeme, güvence ve silah yasağı vardır. Yükümlülüğü isteyerek yerine getirmeyen hakkında tutuklama kararı verilebilir; kaldırılması her zaman istenebilir ve hâkim veya mahkeme istem üzerine 5 gün içinde karar verebilir. Adli kontrolde geçen süre kural olarak cezadan mahsup edilmez; yalnızca tedavi/muayene ve konutu terk etmeme yükümlülüklerinde mahsup vardır.
Adli kontrol, tutuklamanın alternatifidir. Tutuklama sebepleri bulunsa bile, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama yerine adli kontrole karar verilebilir (CMK m.109).
Savunma açısından mesele şudur: adli kontrol, talep edilmezse çoğu zaman gündeme gelmez. Tutuklama sevkinde yapılacak en somut savunma, tutuklama yerine hangi yükümlülüğün yeterli olacağını gerekçesiyle önermektir.
Ne zaman uygulanır?
Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de — örneğin üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda — adli kontrole hükmedilebilir.
Yükümlülük türleri
Adli kontrol, şüpheliyi aşağıdaki bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutmayı içerir:
| Yükümlülük | Ağırlık | Cezadan mahsup |
|---|---|---|
| Yurt dışına çıkamamak | Hafif | Hayır |
| Belirlenen yerlere başvurmak (imza) | Hafif | Hayır |
| Çağrılara ve kontrol tedbirlerine uymak | Hafif | Hayır |
| Taşıt kullanamamak, sürücü belgesini teslim etmek | Orta | Hayır |
| Belirli bir tedavi veya muayeneye tabi olmak (hastaneye yatma dâhil) | Orta | Evet (m.109/6) |
| Güvence yatırmak | Orta | Hayır |
| Silah bulunduramamak, silahları teslim etmek | Orta | Hayır |
| Mağdurun haklarını güvence altına almak üzere belirlenen parayı aynî veya kişisel güvenceye bağlamak (h) | Orta | Hayır |
| Aile yükümlülüklerini ve nafakayı düzenli ödeyeceğine güvence vermek (i) | Orta | Hayır |
| Belirli yer veya bölgelere gitmemek | Orta | Hayır |
| Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek | Ağır | Hayır |
| Konutunu terk etmemek (j) | Ağır | Evet — geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır (m.109/6) |
Yükümlülükler bir arada uygulanabilir. Savunma, en az kısıtlayıcı olanın yeterli olacağını gerekçelendirerek talep edebilir.
Kim karar verir, itiraz nasıl olur?
- Soruşturma evresinde: Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi.
- Kovuşturma evresinde: mahkeme, resen veya talep üzerine.
Şüpheli veya sanık, adli kontrol kararına karşı itiraz edebilir. CMK m.268’e göre itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilen dilekçe veya zabıt kâtibine yapılan beyanla yapılır; karar veren merci itirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına itirazı, yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (m.268/3-b).
Süreleri
Adli kontrol süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde bu süre en çok üç yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek uzatılabilir, ancak uzatma süresi toplam üç yılı, TCK İkinci Kitap Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. Bu süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır (CMK m.110/A).
Adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir: soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde resen mahkeme (m.110/4).
Yükümlülüğe uyulmazsa: tutuklama
Adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili merci tutuklama kararı verebilir.
Bu, adli kontrolün en ciddi yaptırımıdır: imza yükümlülüğünün birkaç kez aksatılması bile tutuklama sonucunu doğurabilir. Üstelik “hükmedilebilecek cezanın süresi ne olursa olsun” ifadesi, tutuklama yasağı bulunan suçlarda dahi bu sonucun mümkün olduğunu gösterir.
Kanun “isteyerek” ifadesini kullandığından, zorunlu bir engel (hastalık, kaza, tebligat sorunu, doğal afet) belgelenirse tutuklamaya hükmedilmemelidir. Engel doğduğu gün mazeret bildirilmeli ve belgesi dosyaya sunulmalıdır.
Güvence (kefalet) yükümlülüğü
Güvence yatırma yükümlülüğü öngörülmüşse, yatırılan miktar; şüphelinin bütün duruşmalarda hazır bulunmasını, hükmün infazını, diğer yükümlülükleri ve yargılama giderleri ile suçtan doğan zararın giderilmesini karşılamaya yöneliktir.
Şüpheli yükümlülüklerine uyarsa güvence iade edilir. Güvence miktarı, kişinin ekonomik durumu gözetilerek belirlenir; ödenemeyecek düzeyde bir güvence, tedbiri fiilen uygulanamaz kılar ve bu husus itiraz sebebidir.
Adli kontrolün kaldırılması
Şüpheli veya sanık, adli kontrolün kaldırılmasını her zaman isteyebilir. Talep, soruşturmada savcı görüşü alınarak hâkim tarafından, kovuşturmada mahkemece beş gün içinde karara bağlanır.
Ayrıca kovuşturmaya yer olmadığı, beraat ya da düşme kararı verildiğinde adli kontrol kendiliğinden kalkar.
Kaldırma talebinde etkili olan olgular
- Soruşturmanın tamamlanmış olması ve iddianamenin düzenlenmesi.
- Delillerin toplanmış olması — delil karartma riski kalmadığını gösterir.
- Kaçma şüphesinin ortadan kalkması — sabit ikamet, düzenli iş, aile bağları.
- Sağlık durumu — tedavi zorunluluğu, seyahat gerektiren tedavi.
- Yükümlülüklere eksiksiz uyulmuş olması — imza kayıtları bunu belgeler.
- Yükümlülüğün mesleki faaliyeti engellemesi — yurt dışı yasağının işini fiilen imkânsız kılması gibi.
Tutuklulukta geçen süreden mahsup
CMK m.109/6’ya göre adli kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak (e) ve konutunu terk etmemek (j) hâllerinde uygulanmaz; yani bu iki yükümlülükte geçen süre mahsup edilebilir. Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır (7331 sayılı Kanunla eklenen cümle).
Diğer yükümlülükler (yurt dışı yasağı, imza gibi) bakımından mahsup söz konusu olmaz.
Örnek olay
Şüpheli, tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk ediliyor. İsnat edilen suçun cezası ağır ceza kapsamında değil; şüphelinin sabit ikameti, düzenli işi ve temiz adli sicili var.
- Savunma, tutuklama yerine adli kontrol talep eder ve somut yükümlülük önerir: yurt dışına çıkış yasağı + haftada bir imza.
- Talebe dayanak belgeler eklenir: tapu veya kira sözleşmesi, çalışma belgesi, SGK dökümü, adli sicil kaydı.
- Ölçülülük vurgulanır: beklenen ceza ve olası indirimler karşısında tutuklamanın orantısız olduğu gösterilir.
- Adli kontrole karar verilirse, imza günleri takvime işlenir.
- Bir imza gününe hastalık nedeniyle gidilemezse, aynı gün rapor sunularak mazeret bildirilir — aksi hâlde tutuklama riski doğar.
- Soruşturma tamamlanıp iddianame düzenlendiğinde kaldırma talebi yapılır.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2023/5005, K.2023/7173, 24.11.2023 Süre ve denetim kurallarını bir arada verir. CMK m.110/4 uyarınca “Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla” karar verilir — soruşturmada savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada resen mahkeme. CMK m.110/A’ya göre azami süre ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde iki yıl (zorunlu hâlde gerekçe gösterilerek bir yıl uzatılabilir), ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde üç yıldır. Karar ayrıca hâkimin yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabileceğini, değiştirebileceğini veya geçici olarak muaf tutabileceğini belirtir.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2016/3193, K.2016/2613, 23.05.2016 Uygulamada çok karşılaşılan bir sorunu çözer. CMK m.103/2’de soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi hâlinde adli kontrolün kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiştir. Daire, usul hükümlerinde kıyasın mümkün olduğu genel kaidesinden hareketle, kovuşturmanın beraat, mahkûmiyet, düşme vb. bir kararla sona ermesi hâlinde de adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona ereceğinin kabulünün zorunlu olduğunu belirtmiştir. Olayda hüküm onanarak kesinleştiğinden yurt dışına çıkamama tedbiri kendiliğinden nihayete ermiştir.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2025/1982, K.2025/5265, 25.06.2025 Sık ihmal edilen bir usul yükümlülüğünü gösterir: yurt dışı çıkış yasağına esas adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmesine rağmen sanığa itiraz hakkı olduğunun ihtar edilmemesi kanuna aykırıdır. Daire bu aykırılığı gidererek hükme, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkemesine dilekçe vermek veya zabıt kâtibine beyanda bulunarak tutanağa geçirtmek suretiyle ilgili ağır ceza mahkemesine itiraz yolunun açık olduğunun ihtarına ilişkin cümleyi eklemiştir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E.2021/8530, K.2024/4328, 17.09.2024 Tedbirin niteliğini ve tazminat sorununu ele alır. Adli kontrolün amacı, tutuklamada olduğu gibi kaçmayı, saklanmayı, delil karartmayı ve tanık ile mağdur üzerinde baskıyı önlemektir. Kanunda üst sınır belirtilmemiş olsa da “bir koruma tedbiri olması nedeniyle, adli kontrol tedbiri de geçici olup, bunu haklı kılan şartlar ortadan kalkınca bu tedbirin de kaldırılması gerektiği” vurgulanmıştır. Buna karşılık kararda, CMK m.141 vd.’de tazminat gerektiren koruma tedbirlerinin tahdidi olarak sayıldığı ve adli kontrolün bu kapsamda yer almadığı belirtilerek manevi tazminat talebi reddedilmiştir.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2017/24926, K.2018/2839, 15.03.2018 Sonucun nasıl uygulandığını gösterir: hükmün bozulmasıyla birlikte, CMK m.109/2 ve 109/3-a uyarınca yurt dışına çıkma yasağı olarak verilen adli kontrol kararının kaldırılmasına ve gereğinin mahallinde yerine getirilmesine karar verilmiştir. Temyiz merci, esas hükümle birlikte tedbir hakkında da doğrudan karar verebilmektedir.
- Sevkte adli kontrol talep etmemek. Talep edilmezse çoğu zaman gündeme gelmez.
- Somut yükümlülük önermemek. “Adli kontrol uygulansın” demek yerine hangi tedbirin yeterli olacağı yazılmalıdır.
- Belgeleri duruşmadan sonra sunmaya çalışmak. Sabit ikamet, iş ve sağlık belgeleri önceden dosyada olmalıdır.
- İmza günlerini aksatmak. Tutuklama sonucu doğurabilir.
- Mazereti geç bildirmek. Engel doğduğu gün belgelenerek bildirilmelidir.
- Kaldırma talebini bir kez yapıp bırakmak. Talep her zaman tekrarlanabilir; hâkim veya mahkeme istem üzerine beş gün içinde karar verebilir.
- Mahsup hakkını bilmemek. Tedavi/muayene ve konutu terk etmeme yükümlülüklerinde geçen süre mahsup edilir (konutta iki gün bir gün).
Savunma için pratik notlar
- Tutuklama sevkinde mutlaka adli kontrol talebinde bulunun; talebi somut yükümlülük önerisiyle sunun.
- Sabit ikamet, çalışma belgesi, aile durumu ve sağlık raporlarını duruşma öncesi dosyaya koyun.
- Hafif tedbirlerin yeterliliğini gerekçelendirin.
- İmza günlerini takvime işleyin; aksama hâlinde aynı gün mazeret bildirin.
- Koşullar değiştiğinde kaldırma talebini tekrarlayın — sayı sınırı yoktur.
- Mahkûmiyet hâlinde mahsup talebinizi ayrıca ileri sürün.
Adli kontrol nedir, tutuklamadan farkı ne?
Adli kontrol, tutuklamanın alternatifi olan bir koruma tedbiridir. Tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde bile şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Tutuklamada kişi ceza infaz kurumunda tutulurken, adli kontrolde serbest kalır ancak belirli yükümlülüklere tabi olur: yurt dışına çıkamamak, imza vermek, belirli yerlere gitmemek, güvence yatırmak, konutu terk etmemek veya belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek gibi.
Adli kontrol talep edilmeden uygulanır mı?
Hâkim veya mahkeme resen de karar verebilir; ancak uygulamada talep edilmediğinde çoğu zaman gündeme gelmez. Bu nedenle tutuklama sevkinde savunmanın mutlaka adli kontrol talebinde bulunması gerekir. Talebin soyut bırakılmaması, hangi yükümlülüğün yeterli olacağının gerekçesiyle önerilmesi ve sabit ikamet, çalışma belgesi ile adli sicil kaydı gibi dayanak belgelerin duruşma öncesi dosyaya sunulması etkili olur.
İmza yükümlülüğüne uymazsam ne olur?
Adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun yetkili merci tutuklama kararı verebilir. Bu, tutuklama yasağı bulunan suçlarda dahi geçerlidir. Kanun “isteyerek” ifadesini kullandığından hastalık, kaza, tebligat sorunu gibi zorunlu bir engel belgelenirse tutuklamaya hükmedilmemelidir; ancak mazeretin engel doğduğu gün bildirilmesi ve belgelenmesi gerekir.
Adli kontrol ne kadar sürer?
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok üç yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, TCK İkinci Kitap Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. Süreler çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır (CMK m.110/A). Ayrıca yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediğine en geç dört aylık aralıklarla karar verilir (m.110/4).
Adli kontrol nasıl kaldırılır?
Şüpheli veya sanık, adli kontrolün kaldırılmasını her zaman isteyebilir ve talep sayı sınırına tabi değildir. Talep, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının görüşü alınarak hâkim tarafından, kovuşturma evresinde mahkemece, CMK m.111’e göre istem üzerine beş gün içinde karar verilebilir. Talebin kabulünde soruşturmanın tamamlanmış olması, delillerin toplanmış olması, kaçma şüphesinin ortadan kalkması, sağlık durumu ve yükümlülüklere eksiksiz uyulmuş olması etkili olur.
Adli kontrolde geçen süre cezadan düşülür mü?
Kural olarak hayır: CMK m.109/6’ya göre adli kontrol altında geçen süre şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak (m.109/3-e) ve konutunu terk etmemek (m.109/3-j) hâllerinde uygulanmaz; bu iki yükümlülükte geçen süre mahsup edilebilir ve konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, mahsupta bir gün sayılır. Yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü gibi tedbirler bakımından mahsup söz konusu olmaz. Mahsup talebinin ayrıca ileri sürülmesi yerinde olur.
Güvence bedeli iade edilir mi?
Evet. Güvence yatırma yükümlülüğü öngörülmüşse yatırılan miktar; şüphelinin bütün duruşmalarda hazır bulunmasını, hükmün infazını, diğer yükümlülükleri ve yargılama giderleri ile suçtan doğan zararın giderilmesini karşılamaya yöneliktir. Şüpheli yükümlülüklerine uyarsa güvence iade edilir. Güvence miktarı kişinin ekonomik durumu gözetilerek belirlenmelidir; ödenemeyecek düzeyde bir güvence tedbiri fiilen uygulanamaz kılar ve bu husus itiraz sebebi oluşturur.
- 5271 sayılı CMK m.109 — Adli kontrol ve yükümlülükler
- 5271 sayılı CMK m.110 — Adli kontrol kararının verilmesi, değiştirilmesi ve dört aylık gözden geçirme
- 5271 sayılı CMK m.110/A — Adli kontrolün azami süresi (2/3/4 yıl, çocuklarda yarısı)
- 5271 sayılı CMK m.111 — Adli kontrolün kaldırılması istemi ve 5 günlük süre
- 5271 sayılı CMK m.112 — Tedbirlere uymama ve tutuklama
- 5271 sayılı CMK m.113-115 — Güvence ve iadesi
- 5271 sayılı CMK m.100 — Tutuklama nedenleri ve ölçülülük
- 5271 sayılı CMK m.267-271 — İtiraz usulü (m.268: iki hafta)
- 5275 sayılı Kanun — Mahsup ve infaz hükümleri
Önceki aşamadaki haklar için yakalama ve gözaltı, tutuklama kararına karşı yollar için tutuklamaya itiraz, indirim hükümleri için etkin pişmanlık yazılarımıza bakabilirsiniz. Alan bilgisi: Ceza Hukuku.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Adli kontrol süreleri suçun niteliğine göre değiştiğinden, somut dosyada yürürlükteki metin esas alınmalıdır.