Evlilik Birliğinin Korunması: Hâkimin Müdahalesi ve Alınabilecek Önlemler

Kısaca
- Evlilik birliğinden doğan yükümlülükler yerine getirilmediğinde veya önemli bir konuda uyuşmazlığa düşüldüğünde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir (TMK m.195). Boşanma davası açmak şart değildir.
- Hâkim önce eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır ve uzlaştırmaya çalışır; eşlerin ortak rızasıyla uzman kişilerin yardımını isteyebilir.
- Eşler birlikte yaşarken de hâkim, istem üzerine ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler; ev işleri ve çocuk bakımı da katkı sayılır ve bu katkılar geçmiş bir yıl için de istenebilir (m.196).
- Ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düşen eş ayrı yaşama hakkına sahiptir (m.197).
- Ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim; parasal katkı, konut ve ev eşyasından yararlanma ve malların yönetimine ilişkin önlemleri alır.
- TMK m.197’ye dayanan bağımsız tedbir nafakası ile boşanma davası süresince verilen m.169 geçici tedbir nafakası farklı kurumlardır; ilkinde ayrı yaşamada haklılık aranır.
- Önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir; her ikisi de istemde bulunmuşsa ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (m.201).
Evlilikte her sorun boşanmayla çözülmez. Bazen mesele, birinin eve para vermemesi, ortak bir kararda anlaşılamaması ya da bir tarafın artık aynı evde güvende hissetmemesidir. Türk Medeni Kanunu bu durumlar için boşanmadan önce devreye giren ayrı bir mekanizma öngörür: evlilik birliğinin korunması.
Bu yazıda hâkimden hangi önlemlerin istenebileceğini, ayrı yaşama hakkının şartlarını, bağımsız tedbir nafakasının boşanma davasındaki nafakadan farkını ve bu önlemlerin ne zaman sona erdiğini Yargıtay’ın son dönem kararlarıyla ele alıyoruz.
Hâkimin müdahalesi: TMK m.195
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.195: “Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.
Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.
Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.”
Maddenin üç fıkrası, kademeli bir müdahale modeli kurar:
| Aşama | Hâkimin yapacağı |
|---|---|
| 1. Uyarı | Eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır |
| 2. Uzlaştırma | Eşleri uzlaştırmaya çalışır |
| 3. Uzman yardımı | Eşlerin ortak rızasıyla uzman kişilerin yardımını isteyebilir |
| 4. Önlem | Gerektiğinde, eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır |
İki ayrıntı gözden kaçmamalıdır. Uzman yardımı için ortak rıza aranır; tek taraflı talep yeterli değildir. Önlem alınması ise isteme bağlıdır; hâkim resen önlem almaz.
Eşler birlikte yaşarken: parasal katkı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.196: “Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.
Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.”
Bu hüküm, uygulamada en az bilinen ama en işlevsel araçlardan biridir. Eşler hâlâ aynı evde yaşarken bile, biri ailenin geçimine katkıda bulunmuyorsa diğerinin mahkemeye başvurma imkânı vardır. Üstelik ikinci fıkra, parayla ölçülmeyen emeği de katkı sayar: ev işleri, çocuk bakımı ve diğer eşin işinde karşılıksız çalışma. Üçüncü fıkra ise geçmiş bir yıl için de talep imkânı tanır.
Ayrı yaşama hakkı: TMK m.197
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.197: “Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.
Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.”
| Fıkra | Düzenlediği durum |
|---|---|
| 1 | Ayrı yaşama hakkının şartı: kişilik, ekonomik güvenlik veya ailenin huzurunun ciddî biçimde tehlikeye düşmesi |
| 2 | Haklı sebep varsa alınacak önlemler: parasal katkı, konut ve ev eşyasından yararlanma, malların yönetimi |
| 3 | Diğer eşin haksız biçimde birlikte yaşamaktan kaçınması ya da ortak hayatın olanaksızlaşması |
| 4 | Ergin olmayan çocuklar varsa velayet ve kişisel ilişkiye dair önlemler |
İkinci fıkradaki “konut ve ev eşyasından yararlanma” önlemi, uygulamada aile konutunun hangi eşe tahsis edileceğini belirler. Bu, mülkiyeti değiştirmez; yalnızca ayrılık süresince kullanımı düzenler.
İki farklı tedbir nafakası
Uygulamada en çok karıştırılan konu budur. Tedbir nafakası Medeni Kanun’da iki ayrı yerde düzenlenmiştir ve şartları farklıdır:
| Bağımsız tedbir nafakası (m.197) | Geçici tedbir nafakası (m.169) | |
|---|---|---|
| Dayanağı | Birlikte yaşamaya ara verilmesi | Açılmış boşanma veya ayrılık davası |
| Dava türü | Bağımsız bir dava | Davanın devamı süresince geçici önlem |
| Şartı | Ayrı yaşamada haklılık | Davanın açılmış olması |
| Hâkimin hareketi | İsteme bağlı | Hâkim resen alır |
| Süresi | Evlilik birliği ve ayrı yaşama durumu sürdükçe | Boşanma hükmünün kesinleşmesiyle sona erer |
Bu ayrımın pratik sonucu ağırdır. Bağımsız tedbir nafakası davasında eş ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispatlayamazsa dava reddedilir. Buna karşılık boşanma davası açılmışsa, tedbir nafakası için ayrıca haklılık aranmaz.
Süre bakımından da fark vardır: m.169 nafakası boşanma kararının kesinleşmesiyle kendiliğinden sona erer; m.197 nafakası ise düzenlemenin doğası gereği evlilik birliğinin devamı süresince geçerlidir. Taraflar boşandığında her iki nafaka da hukuken dayanağını yitirir ve boşanmanın kesinleştiği tarihten sonrası için icra takibine devam edilemez.
Borçlulara ait önlem: az bilinen güçlü araç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.198: “Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.”
Bu hüküm, nafaka kararının kâğıt üzerinde kalmasını önlemeye yarar. Yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin işvereni, kiracısı veya herhangi bir borçlusu, hâkim kararıyla ödemeyi doğrudan diğer eşe yapmakla yükümlü kılınabilir. Böylece alacak, icra takibi beklemeden kaynağında yönlendirilmiş olur.
Yetki ve önlemlerin değiştirilmesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.201: “Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir.
Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.”
Ayrıca TMK m.200 uyarınca, koşullar değiştiğinde hâkim eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır. Yani bu önlemler kalıcı değil, duruma bağlıdır.
Ayrılık kararı: boşanmanın alternatifi
Eşlerden biri boşanmak istemiyorsa dahi ortak hayat sürdürülemez hâle gelmiş olabilir. Bu durumda TMK m.170 çerçevesinde ayrılık kararı verilebilir. Ayrılık süresince evlilik birliği hukuken devam eder; bu nedenle eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katkıda bulunmayı sürdürür ve ayrı yaşamada haklı olan eş diğerinden tedbir nafakası isteyebilir.
Dikkat çekici bir nokta: daha önce açılan boşanma davasının reddedilmiş olması ayrılık kararına engel değildir. Boşanma davası kusur nedeniyle reddedilmiş, ancak taraflar fiilen ayrı yaşamaya devam ediyorsa, evliliği sürdürme ihtimali bulunduğu gerekçesiyle ayrılığa hükmedilebilmektedir.
Ne yapmalı?
- Boşanmadan da başvurabileceğinizi bilin. TMK m.195, evliliği sürdürmek isteyen eşe de yol açar.
- Talebinizi açıkça belirtin. Hâkim önlemleri resen almaz; hangi önlemi istediğinizi dilekçede yazın.
- Ayrı yaşamada haklılığı delillendirin. Bağımsız tedbir nafakasında bu, davanın kaderini belirler; tanık, rapor, uzaklaştırma kararı ve yazışmalar önemlidir.
- Katkı talebinde geçmiş yılı da isteyin. TMK m.196/3, katkıların geçmiş bir yıl için de istenebileceğini düzenler.
- Emeğinizi de gündeme getirin. Ev işleri, çocuk bakımı ve eşin işinde karşılıksız çalışma katkı hesabında dikkate alınır.
- Konut ve ev eşyası talebini ayrıca yazın. Ayrı yaşama hâlinde bu önlem ayrı bir taleptir.
- Borçlulara ödeme emri isteyin. Yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin borçlularına ödemenin size yapılması emredilebilir.
- Doğru mahkemeye başvurun. Eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; önlemin değiştirilmesi ise kararı veren mahkemeden istenir.
- Boşanma açıldığında nafakanın türünü takip edin. Boşanma kararının kesinleşmesiyle her iki tedbir nafakası da sona erer.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/1010, K. 2023/214, 15.03.2023
İki tedbir nafakası birbirine karıştırılamaz. Bağımsız tedbir nafakası davasının boşanma davasıyla birleştirildiği dosyada mahkeme, birleşen davayı yanlış nitelendirerek TMK m.169’a göre hüküm kurmuştu. Hukuk Genel Kurulu, usule uygun bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararını oy çokluğuyla usulden bozarken ayrımı da açıklamıştır: “Tedbir nafakası 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre eşe iki şekilde verilmektedir. Bunlardan ilki birlikte yaşamaya ara verilmesi sebebiyle eşe verilen bağımsız tedbir nafakası (TMK. md. 197) iken, diğeri boşanma veya ayrılık davası açılınca davanın devamı süresince geçici önlem olarak eşe verilen geçici tedbir (TMK. md. 169) nafakasıdır.” Bağımsız tedbir nafakasının şartı da vurgulanmıştır: “Bu davalarda eşin ayrı yaşamada haklılığı varsa bağımsız tedbir nafakasına hükmedilir.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2317, K. 2023/5389, 09.11.2023
Ayrılık hâlinde evlilik birliği devam eder; haklı olan eş katkı isteyebilir. Kadının açtığı önlem nafakası davası ile erkeğin açtığı boşanma davasının birlikte görüldüğü dosyada yerel mahkeme, erkeğin aşırı alkol tüketimi, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamayarak birlik görevlerini ihmal etmesi ve evlilik birliğinin mutluluğuyla bağdaşmayan sözler söylemesi nedeniyle kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu sonucuna varmıştı. Gerekçede ilkenin özeti şudur: “ayrılık durumunda evlilik birliği hukuken devam ettiğine göre, eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katkıda bulunmak durumunda olduğu, bu nedenle ayrı yaşamda haklı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteyebileceği.” Daire kararı oy birliğiyle onamış, önlem nafakasının reddedilen kısmına yönelik temyiz istemini ise kesinlik sınırı nedeniyle miktardan reddetmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9891, K. 2023/877, 08.03.2023
Boşanma davası reddedilmiş olsa da ayrılık kararı verilebilir. Eşinin uzun süredir başka bir kadınla yaşadığı sabit olan kadın, boşanmak istemediğini belirterek ayrılık davası açmıştı. Daha önce erkeğin açtığı boşanma davası, sonuca tamamen kendi tutum ve davranışlarının yol açtığı gerekçesiyle reddedilmişti. Yerel mahkeme, erkeğin tam kusurlu davranışlarıyla birliğin temelinden sarsıldığını ancak kadının boşanmak istememesi karşısında evliliği sürdürme ihtimalinin bulunduğunu ve ayrılığa ilişkin yasal şartların gerçekleştiğini belirterek iki yıl süreyle ayrılığa karar vermiş; TMK m.169 ve m.197 uyarınca kadın ve çocuklar yararına tedbir nafakasına hükmetmişti. Daire kararı oy birliğiyle onamıştır. Kararda ayrıca, tefrik (ayırma) kararlarına karşı ancak hükümle birlikte kanun yoluna gidilebileceği belirtilerek bu yöndeki temyiz dilekçesi reddedilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/2007, K. 2024/7495, 19.09.2024
Boşanma kesinleştikten sonra hiçbir tedbir nafakası için takibe devam edilemez. Nafaka alacağına dayalı icra takibine karşı yapılan şikâyette Daire, iki nafaka türünün süresini ayrı ayrı belirlemiştir: “boşanma davası öncesindeki parasal katkı istemleri bağımsız bir davanın konusunu oluşturup TMK’nın 197. maddesine dayanır ve eşlerin ayrı yaşama durumunun devamı süresince geçerli olur. Aynı Kanun’un 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası ise, açılan boşanma davası kapsamında alınan geçici nitelikte bir önlem olmakla, hakim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadıkça boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile sona erer.” Somut olayda boşanma kararının kesinleştiği tarih itibarıyla m.169 nafakasının sona ereceği, m.197 nafakasının ise evlilik birliğinin devamı süresince geçerli olacağı; taraflar boşandığından her iki hâlde de alacaklının o tarihten sonrası için takibe devam edemeyeceği belirtilerek karar oy birliğiyle bozulmuştur.
Dört karar bir arada okunduğunda, evlilik birliğinin korunması kurumunun boşanma hukukunun gölgesinde kalmış ama bağımsız bir alan olduğu görülüyor. Ayırt edici unsuru şu: burada amaç birliği sona erdirmek değil, sürdürülebilir kılmak. Bu yüzden hâkimin ilk işi uyarmak ve uzlaştırmak; önlem ise ancak istem üzerine ve gerektiğinde geliyor. Kurumun en çok uygulanan yüzü tedbir nafakası olmakla birlikte, kararlar iki nafaka arasındaki farkın titizlikle korunduğunu gösteriyor: TMK m.197’ye dayanan bağımsız tedbir nafakası ayrı bir davanın konusu ve ayrı yaşamada haklılık şartına bağlı; TMK m.169’a dayanan geçici tedbir nafakası ise açılmış bir boşanma davasının içinde, hâkim tarafından resen alınan bir önlem ve haklılık aranmıyor. Bu ayrımın karıştırılması Hukuk Genel Kurulu önünde dahi usulden bozma sebebi olmuş durumda. İkinci ortak nokta süre: m.169 nafakası boşanma hükmünün kesinleşmesiyle kendiliğinden düşüyor, m.197 nafakası ise zaten evlilik birliğine bağlı olduğundan boşanmayla dayanağını yitiriyor — dolayısıyla kesinleşme tarihinden sonrası için icra takibi yürütülemiyor. Üçüncü nokta ise sık gözden kaçan bir imkân: boşanmak istemeyen eş için ayrılık kararı hâlâ mümkün; hatta daha önce açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş olması buna engel değil. Ayrılık süresince evlilik hukuken devam ettiğinden eşlerin birliğin giderlerine katkı yükümlülüğü de sürüyor.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun yaratır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Önlem için boşanma davası açmak gerektiğini sanmak | TMK m.195 bağımsız bir başvuru yoludur | Evliliği sürdürerek de hâkimin müdahalesini istemek |
| Talebi belirtmeden başvurmak | Hâkim m.195 kapsamında önlemleri resen almaz | İstenen önlemi dilekçede tek tek yazmak |
| Ayrı yaşamada haklılığı delillendirmemek | Bağımsız tedbir nafakası bu şarta bağlıdır | Tanık, rapor ve belgelerle haklılığı ortaya koymak |
| İki nafaka türünü karıştırmak | Yanlış nitelendirme bozma sebebidir | Talebi m.197 mi m.169 mu olduğunu açıkça belirtmek |
| Boşanma kesinleştikten sonra takibe devam etmek | Her iki nafaka da bu tarihte dayanağını yitirir | Kesinleşme tarihine kadar olan dönemle sınırlı takip yapmak |
| Geçmiş yıl katkısını istememek | m.196/3 geçmiş bir yıl için de talep imkânı tanır | Talebi geçmiş yılı da kapsayacak şekilde kurmak |
| Borçlulara ödeme emrini hiç gündeme getirmemek | m.198 tahsili kolaylaştıran güçlü bir araçtır | Yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin borçlularına ödeme emri istemek |
| Önlemin değiştirilmesini başka mahkemeden istemek | Yetkili mahkeme kural olarak önlem kararını veren mahkemedir | Yerleşim yerleri değişmedikçe aynı mahkemeye başvurmak |
Boşanmak istemiyorum; yine de mahkemeye başvurabilir miyim?
Evet. TMK m.195 uyarınca evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya birliğe ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir. Bu başvuru için boşanma davası açmak gerekmez.
Hâkim hangi önlemleri alabilir?
Eşler birlikte yaşarken ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir (m.196). Ayrı yaşama haklı bir sebebe dayanıyorsa parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır (m.197). Ergin olmayan çocuklar varsa ana baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre önlem alır. Ayrıca yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin borçlularına ödemeyi diğer eşe yapmalarını emredebilir (m.198).
Ayrı yaşama hakkı hangi hâllerde doğar?
TMK m.197/1 uyarınca eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Ayrıca diğer eşin haklı bir sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi durumunda da aynı istemlerde bulunulabilir.
Bağımsız tedbir nafakası ile boşanmadaki tedbir nafakası arasındaki fark nedir?
Bağımsız tedbir nafakası TMK m.197’ye dayanır, birlikte yaşamaya ara verilmesi sebebiyle bağımsız bir davada istenir ve eşin ayrı yaşamada haklı olması aranır. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hükmedilen tedbir nafakası ise TMK m.169’a dayanır, davanın devamı süresince geçici bir önlemdir ve hâkim tarafından resen alınır.
Ayrı yaşamada haklı olduğumu ispatlayamazsam ne olur?
Bağımsız tedbir nafakası davası reddedilir. Yargıtay kararlarında, ayrı yaşamakta haklılığını kanıtlayamayan eşin TMK m.197’ye dayalı tedbir nafakası davasının reddi gerektiği belirtilmektedir.
Tedbir nafakası ne zaman sona erer?
TMK m.169 uyarınca hükmedilen tedbir nafakası, hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadıkça boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesiyle sona erer. TMK m.197’ye dayanan nafaka ise düzenlemenin doğası gereği evlilik birliğinin devamı süresince geçerlidir; boşanma kesinleştiğinde her iki hâlde de o tarihten sonrası için takibe devam edilemez.
Ev işleri yaptığım için katkı sayılır mı?
Evet. TMK m.196/2 uyarınca eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması ve diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
Geçmiş döneme ilişkin katkı isteyebilir miyim?
Evet. TMK m.196/3 uyarınca bu katkılar geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.
Eşim nafakayı ödemiyor; başka ne yapılabilir?
TMK m.198 uyarınca, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmeyen eşin borçlularına, hâkim tarafından ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmaları emredilebilir. Bu, örneğin işveren veya kiracı gibi borçlular bakımından doğrudan sonuç doğurur.
Hangi mahkeme yetkilidir?
TMK m.201 uyarınca yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de istemde bulunmuşsa ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılmasında ise kural olarak önlem kararını veren mahkeme yetkilidir.
Önlemler kalıcı mıdır?
Hayır. TMK m.200 uyarınca koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır.
İlgili mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.185 ve m.186 — Evlilik birliğinin genel hükümleri ve birliğin giderlerine katılma
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.195 — Hâkimin müdahalesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.196 — Eşler birlikte yaşarken parasal katkı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.197 — Birlikte yaşamaya ara verilmesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.198 — Borçlulara ait önlemler
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.200 ve m.201 — Durumun değişmesi ve yetki
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169 — Boşanma veya ayrılık davasında geçici önlemler
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.170 — Ayrılık kararı
Bu konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: tedbir nafakası nedir, evlilik birliğinin sarsılması, aile konutu şerhi ve nafaka nasıl hesaplanır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belge ve olgularıyla değerlendirilir, benzer görünen olaylarda dahi farklı sonuçlara ulaşılabilir. Kararların güncel hâli ve tam metinleri için bağlantı verilen resmî kaynaklara başvurulmalıdır.