65 Yaş Aylığı ve Engelli Aylığı: Muhtaçlık Ölçütü, Kesilme ve Görevli Yargı Yolu

- 2022 sayılı Kanun, 65 yaşını doldurmuş muhtaç kişiler ile engelli ve muhtaç Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasını düzenler.
- Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduğunu sağlık kurulu raporuyla kanıtlayan on sekiz yaşını dolduranlara daha yüksek gösterge üzerinden aylık bağlanır.
- Sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık alanlar ile zorunlu sigortalı olarak çalışanlar bu aylıktan yararlanamaz.
- Nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar da kapsam dışındadır.
- Muhtaçlık kararını Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının mütevelli heyetleri verir.
- Hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir, asgari ücretin aylık net tutarının üçte birinden fazlaysa kişi muhtaç kabul edilmez.
- Aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler de muhtaç sayılmaz.
- 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç kabul edilmez.
- Muhtaçlık yalnız kayıtlara göre değil, hane ziyareti ve çevre araştırmasını kapsayan sosyal incelemeyle belirlenir.
- Aylık bağlanmasına esas engellilik oranı değişenlerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit edilir.
- İkametgâhını başka vakfın görev alanına taşıyanların aylıkları geçici olarak durdurulur.
- Aylık alanlar ve yakınları, aylığın kesilmesini gerektiren durumları üç ay içinde bildirmekle yükümlüdür.
- Bildirim yükümlülüğüne uyulmaması hâlinde yersiz ödenen aylıklar kanuni faiziyle geri istenir.
- Vakıf mütevelli heyeti kararları idari işlem sayılır; dava idari yargıda açılır.
- Yönetmelik hükümlerine karşı dava, uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılabilir.
Yaşlılık ve engellilik nedeniyle bağlanan aylıklar, günlük dilde “maaş” diye anılsa da bir sosyal yardımdır ve tamamen muhtaçlık şartına bağlıdır. Bu nedenle aylık, hane gelirindeki bir değişiklikle, bir işe başlamayla ya da rapor oranındaki bir farklılıkla kesilebiliyor. Kesme kararının ardından çoğu zaman ikinci bir sorun geliyor: geçmişe dönük ödenen tutarların faiziyle geri istenmesi.
Uygulamada en çok vakit kaybettiren mesele ise dava yolunun kendisi. Aylık başvurusunu reddeden kararı veren mercinin bir vakıf olması, uzun süre “adli yargı mı, idari yargı mı” tartışmasına yol açtı. Bu yazıda aylığın kimlere hangi koşullarla bağlandığı, muhtaçlık sınırının nasıl hesaplandığı, aylığın hangi hâllerde kesileceği, bildirim yükümlülüğü, yersiz ödemelerin geri alınması ve görev sorununun bugün nasıl çözüldüğü güncel kararlarla ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Muhtaçlık kararı | Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyeti verir | Kanun m.8, Yönetmelik m.19 |
| Gelir ölçütü | Hane içinde kişi başına asgari ücretin net tutarının üçte biri | Kanun m.2/3 |
| Gelir sağlama imkânı | Aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olanlar da muhtaç sayılmaz | Kanun m.2/3 |
| Sigortalılık | Zorunlu sigortalı çalışanlar kapsam dışıdır | Kanun m.2/1 |
| Nafaka | Nafaka bağlanan ya da bağlanması mümkün olanlar kapsam dışıdır | Kanun m.2/1 |
| Harçlık | 2828 sayılı Kanun’a göre harçlık alanlar muhtaç sayılmaz | Kanun m.2/3 |
| Sosyal inceleme | Hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluşur | Yönetmelik m.6 |
| Bildirim | Kesilmeyi gerektiren durumlar üç ay içinde bildirilir | Yönetmelik m.22 |
| Görevli yargı | Mütevelli heyeti kararı idari işlemdir; idari yargı görevlidir | İDDK 2021, Yargıtay 3. HD 2025 |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Başvurunuzu adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı ikametgâhınızın bulunduğu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yapın.
- Engellilik iddiası varsa yetkili hastaneden alınmış sağlık kurulu raporunu ve oranı belgeleyin.
- Sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir ya da aylık alıp almadığınızı, zorunlu sigortalı bir işte çalışıp çalışmadığınızı önceden kontrol edin.
- Nafaka alıyorsanız ya da nafaka bağlanması mümkünse bunun kapsam dışı bırakma sebebi olduğunu bilin.
- Hane bileşiminin nasıl belirlendiğini sorun; kimlerin hane üyesi sayıldığı hesabı doğrudan etkiler.
- Gelir hesabında hangi kalemlerin toplandığını ve tespitin hangi belgeye dayandığını yazılı olarak isteyin.
- Sosyal inceleme raporunun ve hane ziyareti tutanağının bir örneğini talep edin; itirazınızı bu belgeler üzerinden kurun.
- Başvurunuz reddedildiyse ya da aylığınız kesildiyse mütevelli heyeti kararının tarih ve sayısını tespit edin.
- Bu karara karşı davanızı idari yargıda açın; adli yargıda açılan dava yargı yolu yönünden reddedilmektedir.
- Yönetmelik hükmünün iptalini de istiyorsanız uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış günlük süreyi takvime işleyin.
- Durumunuzda değişiklik olduğunda üç ay içinde bildirimde bulunun; bu, yersiz ödeme borcunun doğmasını önler.
- Geri ödeme istenmişse bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinizi ve tutarın hangi döneme ait olduğunu ayrıntılı biçimde tartışın.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 20.10.2021 T., 2020/1150 E., 2021/1912 K.
Vakıf mütevelli heyetinin aylık kararı idari işlemdir; uyuşmazlık idari yargıda çözülür. Kurul, mercii yalnızca hukukî biçimine göre nitelendirmenin yeterli olmadığını belirtmiştir: vakıfların özel hukuk tüzel kişisi sayılması karşısında bile değerlendirmenin, “tesis edilen işlemin bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlem niteliği taşıyıp taşımadığının da göz önüne alınması” gerektiği vurgulanmıştır. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının başkanlığını mülkî amirin yaptığı, mütevelli heyetini merkezî ve yerel idarenin üst temsilcilerinin oluşturduğu, gelirlerinin bir kısmının kamusal kaynakla finanse edildiği, “çoğunlukla kamusal yönü ağır basan faaliyetlerin yürütüldüğü ve ilgililerin maddi ve hukuki durumlarında etki doğuracak tek taraflı kararların alındığı” saptanmıştır. Kurul ayrıca, davacı hakkında düzenlemenin uygulanması niteliğinde bireysel bir işlem tesis edildiğinden Yönetmeliğin 5/1 ve 6/1 hükümleri yönünden işin esasına girilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Daire kararının görev reddine ve bu iki düzenlemeye ilişkin süre reddine dair kısımları BOZULMUŞ; ikametgâh değişikliğinde aylığın durdurulmasını öngören Yönetmelik m.11/1-(a) ile m.4/1-(g), m.6/3 ve m.7/7’ye ilişkin kısımları ONANMIŞTIR. Karar 20/10/2021 tarihinde Yönetmeliğin 6/1 ve 11/1-(a) maddeleri yönünden oy çokluğu, diğer kısımlar yönünden oy birliğiyle verilmiştir. Kararda yer alan iki karşı oy — biri süre yönünden onama, diğeri m.11/1-(a)’nın bozulması yönünde — çoğunluk görüşü değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 16.10.2025 T., 2025/226 E., 2025/4935 K.
Adli yargıda açılan dava yargı yolu yönünden reddedilir. Daire aynı sonuca adli yargı cephesinden varmıştır: aylık bağlanması talebinin reddine yönelik işlemin “kamu gücü kullanılarak tesis edilmiş, tek yanlı, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde olduğu”, vakıfların Türk Medeni Kanunu’na göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olsa dahi bu Kanun kapsamındaki işlemlerini Bakanlık adına tesis ettiği, bu nedenle “aldığı kararların da idari işlem niteliğinde olduğu” belirtilmiştir. Daire, aylık bağlama, bağlanma talebinin reddi ve aylık kesme tasarruflarının idari işlem niteliğini koruyacağını ve doğacak ihtilaflarda idari yargının görevli olacağını ifade etmiş; aynı yöndeki kendi 2024 ve 2025 tarihli üç ilamına atıf yapmıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir. Karar muhtaçlık hesabı bakımından da öğreticidir: eşin aylık 2.300,00 TL geliri o yılın net asgari ücretinin üçte birinden fazla bulunmuş, devlet yurdunda kalan çocuklar ise hane nüfusuna dâhil edilmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 24.06.2013 T., 2013/7037 E., 2013/12103 K.
Bildirim yükümlülüğüne uymayarak yersiz aylık alan kişiden ödenen tutarlar kanuni faiziyle geri istenir. Daire, Yönetmeliğin bildirim yükümlülüğüne ilişkin 22. maddesini aktarmıştır: “Aylık almakta olanlar veya aylık sahiplerinin eş, anne, baba, vasi, kayyum, veli veya vekilleri, aylıkların kesilmesini gerektiren durumları üç ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe uymayarak yersiz aylık tahsilinde bulunanlara ödenmiş olan aylıklar veya aylık farkları için kanuni faizi ile birlikte borç tahakkuk ettirilir.” Somut olayda 2003 yılından beri aylık alan kişinin 26.08.2009 tarihinde sigortalı çalışmaya başladığı, bunu bildirmeyip Ağustos 2010’a kadar aylık almaya devam ettiği belirlenmiştir. Yerel mahkemenin, idarenin belli aralıklarla koşulları araştırmadığı ve geri ödemenin mağduriyet doğuracağı gerekçesiyle davayı reddetmesi yerinde görülmemiş; “davalı bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve kendisine yersiz ödeme yapılmasına neden olmuştur” denilerek davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç: karar 24/06/2013 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.
Danıştay 10. Daire, 14.10.2020 T., 2020/4519 E., 2020/3836 K.
Yönetmelik hükümlerine karşı dava, uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılmalıdır. Daire, düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresini şöyle özetlemiştir: süre ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün olmakla birlikte, “düzenleyici işlemin uygulanması halinde menfaati ihlal edilen kişi ya da kişilerin, düzenleyici işleme karşı, uygulama işleminin tebliğini takip eden günden itibaren altmış günlük süre içinde dava açmaları mümkündür.” Somut olayda uygulama işleminin 05/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, dava açılabilecek son tarihin 03/09/2019 olduğu, buna karşılık davanın bir yıl sonra açıldığı belirlenmiştir. Daire, salgın nedeniyle sürelere ilişkin istisnai düzenlemenin dilekçe yenileme süresini 30/06/2020’ye uzattığını, bu süre içinde de yenileme yapılmadığını saptamıştır. Kararda ayrıca “iptali istenen düzenleme hükümlerinin davacıya uygulanmasına yönelik tesis edilen yeni bir uygulama işleminin varlığı halinde … yasal süresi içerisinde yeniden dava açılabileceği” belirtilmiştir. Sonuç: dava 14/10/2020 tarihinde oy birliğiyle süre aşımı nedeniyle REDDEDİLMİŞTİR.
İkinci halka bu sonucun iki cepheden doğrulanmış olması. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021’de görev reddini bozarak idari yargıyı görevli görmüş; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de 2024’ten bu yana süregelen ilamlarıyla adli yargıda açılan davaların yargı yolu yönünden reddi gerektiğine hükmetmiştir.
Üçüncü halka eski tarihli kararların dikkatli okunması. Uygulamada bir dönem bu işlemlerin adli yargıya ait olduğu yönünde kararlar da verilmiştir. Bugün dava açarken dayanılacak içtihat yukarıdaki iki karardır.
Dördüncü halka muhtaçlık ölçütü. Hesap kişinin kendi geliri üzerinden değil, hane içinde kişi başına düşen ortalama gelir üzerinden yapılıyor. Ölçüt asgari ücretin aylık net tutarının üçte biri; ayrıca bu tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olanlar da muhtaç sayılmıyor.
Beşinci halka hane nüfusunun kendisi. Paydadaki kişi sayısı sonucu doğrudan değiştirdiği için, kimin hanede yaşadığı ayrıca kanıtlanması gereken bir olgudur; ihtiyaçları Devletçe karşılanan ve hanede yaşamayan kişiler hesaba katılmamaktadır.
Altıncı halka sosyal inceleme. Muhtaçlık yalnız kayıtlardan değil, hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerle belirleniyor. Bu nedenle inceleme raporu dosyanın en önemli belgesidir ve itiraz öncelikle onun içeriğine yöneltilmelidir.
Yedinci halka bildirim. Aylık alan kişi ve yakınları, kesilmeyi gerektiren durumları üç ay içinde bildirmekle yükümlü. Bu yükümlülüğe uyulmadığında ödenen tutarlar kanuni faiziyle geri isteniyor; idarenin denetim yapmamış olması tek başına kurtarıcı sayılmıyor. Kamu kesimindeki benzer rejim için yersiz ödenen paranın geri alınması karşılaştırılabilir.
Son halka süre. Yönetmelik hükmüne karşı dava, uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılmalı; süre kaçırılmışsa yeni bir uygulama işlemi çıktığında yeniden dava açılabiliyor. Sosyal yardım rejiminin genel çerçevesi için sosyal yardım ödemeleri ayrıca gözden geçirilmelidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Muhtaçlığı kendi geliri üzerinden hesaplamak | Başvuru ya da itiraz sonuçsuz kalır | Hane içinde kişi başına düşen gelir esas alınır |
| Hane nüfusunu tartışmamak | Kişi başına düşen tutar yüksek çıkar | Kimin hanede yaşadığı ayrıca kanıtlanmalıdır |
| Sigortalı işe başlayıp bildirmemek | Yersiz ödeme faiziyle geri istenir | Üç ay içinde bildirim yapılmalıdır |
| Nafaka imkânını göz ardı etmek | Başvuru reddedilir | Nafaka bağlanması mümkün olanlar kapsam dışıdır |
| 2828 sayılı Kanun’a göre harçlık alırken başvurmak | Muhtaç sayılmazsınız | Harçlık alanlar bu aylıktan yararlanamaz |
| Mütevelli heyeti kararına adli yargıda dava açmak | Dava yargı yolu yönünden reddedilir | Dava idari yargıda açılmalıdır |
| Sosyal inceleme raporunu istememek | İtiraz soyut kalır | Rapor ve hane ziyareti tutanağı talep edilmelidir |
| Altmış günlük süreyi yalnız ilan tarihinden saymak | Dava hakkı kaybedilmiş sanılır | Uygulama işleminin tebliği de süreyi başlatır |
| İkametgâh değiştirip yeni vakfa başvurmamak | Durdurulan aylık yeniden başlamaz | Bir yıl içinde yeni vakfa başvurulmalıdır |
65 yaş aylığı kimlere bağlanır?
2022 sayılı Kanun, 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasını düzenler. Kanun’un 2. maddesi ise 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte engelli olduğunu sağlık kurulu raporuyla kanıtlayan ve on sekiz yaşını dolduran Türk vatandaşlarına da muhtaçlık şartıyla aylık bağlanmasını öngörmüştür.
Muhtaçlık nasıl belirlenir?
Muhtaçlık kararını Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyeti verir. Kanun m.2/3’e göre her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınarak hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir hesaplanır; bu tutar on altı yaşından büyükler için belirlenmiş asgari ücretin aylık net tutarının üçte birinden fazlaysa kişi muhtaç kabul edilmez.
Aynı evde yaşadığım eşimin geliri hesaba katılır mı?
Evet. Hesap hane içinde kişi başına düşen ortalama gelir üzerinden yapıldığı için hanedeki diğer kişilerin gelirleri de toplama dâhil edilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği olayda eşin aylık 2.300,00 TL geliri, o yıl için geçerli net asgari ücretin üçte birinden fazla bulunmuştur.
Hanede kimler sayılır?
Kişi başına düşen tutar, gelir toplamının hane nüfusuna bölünmesiyle bulunduğundan hane nüfusu doğrudan sonuca etki eder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararına konu olayda, devlet yurtlarında kalan ve tüm ihtiyaçları Devlet tarafından karşılanan çocukların hanede yaşayan kişi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
“Gelir sağlaması mümkün olanlar” ne demek?
Kanun m.2/3, sınırın üzerinde geliri olanların yanı sıra “aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler”in de muhtaç kabul edilemeyeceğini düzenler. Bu ölçüt, fiilen gelir elde edilmese bile gelir sağlama imkânının bulunduğu hâlleri kapsar ve idarece yapılan değerlendirmede kullanılmaktadır.
Sigortalı çalışırsam aylığım kesilir mi?
Evet. Kanun m.2/1, uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanları kapsam dışında bırakmıştır. Ayrıca sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun gelir veya aylık hakkından yararlananlar da bu aylıktan yararlanamaz.
Nafaka alıyorsam aylık bağlanır mı?
Kanun m.2/1, nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanları kapsam dışında bırakmıştır. Bu nedenle sadece fiilen nafaka almak değil, nafaka bağlanmasının hukuken mümkün olması da başvurunun reddine yol açabilmektedir.
Sosyal inceleme nedir, zorunlu mudur?
Yönetmeliğin 6. maddesine göre sosyal inceleme, hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluşur. Danıştay kararlarında, muhtaçlık tespitinde gelir, servet ve harcama düzeyi yanında kişinin hanedeki sosyal yaşantısının ve çevre araştırması bulgularının da önem taşıdığı, bu nedenle sosyal incelemenin gerekliliğinde duraksama bulunmadığı belirtilmiştir.
Adres değiştirirsem aylığım ne olur?
Yönetmelik m.11/1-(a) uyarınca aylık almakta iken ikametgâhını başka vakfın görev alanına girecek şekilde değiştirenlerin aylıkları geçici olarak durdurulur; kişinin bir yıl içinde yeni ikametgâhındaki vakfa başvurması gerekir. Muhtaçlığın devam ettiği mütevelli heyetince tespit edilirse aylık, durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılır ve hak edilen tutarlar ilk ödeme döneminde ödenir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu bu düzenlemeyi hukuka uygun bulmuştur.
Engellilik oranım düşerse ne olur?
Kanun m.2’ye göre aylık bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Engellilik oranı, Kanun’a göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşen kişilerin aylıkları kesilir. Oran değişikliğinde yeni rapor esas alınarak yeniden değerlendirme yapılır.
Durumumdaki değişikliği bildirmek zorunda mıyım?
Evet. Yönetmeliğin bildirim yükümlülüğünü düzenleyen 22. maddesine göre aylık almakta olanlar veya aylık sahiplerinin eş, anne, baba, vasi, kayyum, veli ya da vekilleri, aylıkların kesilmesini gerektiren durumları üç ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğe uyulmaması hâlinde ödenmiş aylıklar için kanuni faiziyle birlikte borç tahakkuk ettirilir.
İdare denetim yapmadıysa geri ödeme yine istenir mi?
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, idarenin belli aralıklarla koşulları araştırmamış ve ilgiliyi uyarmamış olmasını, geri ödeme talebini reddetmek için yeterli görmemiştir. Kararda, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek yersiz ödemeye neden olan kişi bakımından davanın kabulü gerektiği belirtilmiştir.
Vakfın kararına karşı nereye dava açılır?
İdari yargıya. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021 tarihli kararında, mütevelli heyeti kararının kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de aynı yönde karar vererek adli yargıda görülen davaların yargı yolu yönünden reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Yönetmeliğe karşı dava süresi ne kadar?
Düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gündür. Ancak Danıştay’ın belirttiği üzere, düzenleyici işlemin uygulanması hâlinde menfaati ihlal edilenler uygulama işleminin tebliğini takip eden günden itibaren altmış gün içinde de dava açabilir. Yeni bir uygulama işlemi tesis edilirse süre yeniden işler.
Aylık tutarı nasıl hesaplanır?
Kanun, aylıkları gösterge rakamı üzerinden belirlemiştir. Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olanlar için gösterge rakamı daha yüksek tutulmuş, diğer hâller için daha düşük bir gösterge öngörülmüştür. Gösterge rakamı memur aylık katsayısıyla çarpılarak tutar bulunduğundan, aylık tutarı katsayı değiştikçe güncellenir.
- 2022 sayılı Kanun m.1 — 65 yaşını doldurmuş muhtaç kişilere aylık
- 2022 sayılı Kanun m.2 — engelli ve engelli yakınına aylık, muhtaçlık ölçütü ve aylığın kesilmesi
- 2022 sayılı Kanun m.3 — aylığın başlangıcı ve geçim şartının kalkması
- 2022 sayılı Kanun m.4 — usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi
- 2022 sayılı Kanun m.8 — muhtaçlık kararının esas alınması, inceleme yetkisi ve fazla ödemelerin geri alınması
- 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik m.2 ve m.5 — kapsam ve başvuru
- Aynı Yönetmelik m.6 ve m.7 — sosyal inceleme ve değerlendirme
- Aynı Yönetmelik m.11 — aylıkların durdurulması ve kesilmesi
- Aynı Yönetmelik m.19 — iş ve işlemlerin vakıflarca yürütülmesi
- Aynı Yönetmelik m.22 — bildirim yükümlülüğü ve borç tahakkuku
- 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu m.7 — vakıfların kuruluşu ve mütevelli heyeti
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 — düzenleyici işlemlere karşı dava süresi
İlgili yazılarımız: yaşlılık aylığı · sosyal yardım ödemeleri · yersiz ödenen paranın geri alınması · ölüm aylığı · engelli raporu ve erken emeklilik
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.