65 Yaş Aylığı ve Engelli Aylığı: Muhtaçlık Ölçütü, Kesilme ve Görevli Yargı Yolu

legapro kapak 16989 LegaPro Hukuk 65 Yaş Aylığı ve Engelli Aylığı: Muhtaçlık Ölçütü, Kesilme ve Görevli Yargı Yolu
Kısaca
  • 2022 sayılı Kanun, 65 yaşını doldurmuş muhtaç kişiler ile engelli ve muhtaç Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasını düzenler.
  • Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduğunu sağlık kurulu raporuyla kanıtlayan on sekiz yaşını dolduranlara daha yüksek gösterge üzerinden aylık bağlanır.
  • Sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık alanlar ile zorunlu sigortalı olarak çalışanlar bu aylıktan yararlanamaz.
  • Nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar da kapsam dışındadır.
  • Muhtaçlık kararını Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının mütevelli heyetleri verir.
  • Hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir, asgari ücretin aylık net tutarının üçte birinden fazlaysa kişi muhtaç kabul edilmez.
  • Aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler de muhtaç sayılmaz.
  • 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç kabul edilmez.
  • Muhtaçlık yalnız kayıtlara göre değil, hane ziyareti ve çevre araştırmasını kapsayan sosyal incelemeyle belirlenir.
  • Aylık bağlanmasına esas engellilik oranı değişenlerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit edilir.
  • İkametgâhını başka vakfın görev alanına taşıyanların aylıkları geçici olarak durdurulur.
  • Aylık alanlar ve yakınları, aylığın kesilmesini gerektiren durumları üç ay içinde bildirmekle yükümlüdür.
  • Bildirim yükümlülüğüne uyulmaması hâlinde yersiz ödenen aylıklar kanuni faiziyle geri istenir.
  • Vakıf mütevelli heyeti kararları idari işlem sayılır; dava idari yargıda açılır.
  • Yönetmelik hükümlerine karşı dava, uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılabilir.

Yaşlılık ve engellilik nedeniyle bağlanan aylıklar, günlük dilde “maaş” diye anılsa da bir sosyal yardımdır ve tamamen muhtaçlık şartına bağlıdır. Bu nedenle aylık, hane gelirindeki bir değişiklikle, bir işe başlamayla ya da rapor oranındaki bir farklılıkla kesilebiliyor. Kesme kararının ardından çoğu zaman ikinci bir sorun geliyor: geçmişe dönük ödenen tutarların faiziyle geri istenmesi.

Uygulamada en çok vakit kaybettiren mesele ise dava yolunun kendisi. Aylık başvurusunu reddeden kararı veren mercinin bir vakıf olması, uzun süre “adli yargı mı, idari yargı mı” tartışmasına yol açtı. Bu yazıda aylığın kimlere hangi koşullarla bağlandığı, muhtaçlık sınırının nasıl hesaplandığı, aylığın hangi hâllerde kesileceği, bildirim yükümlülüğü, yersiz ödemelerin geri alınması ve görev sorununun bugün nasıl çözüldüğü güncel kararlarla ele alınmaktadır.

Kanunî dayanak

2022 sayılı Kanun m.2/1-(a) (6495 sayılı Kanun’la değişik): “Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını ilgili mevzuatı çerçevesinde alınacak sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı engellilerden; sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlananlar ile uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanlar veya nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanlar hariç olmak üzere, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından muhtaç olduğuna karar verilenlere muhtaçlık hâli devam ettiği müddetçe … aylık bağlanır.”
2022 sayılı Kanun m.2/3 — muhtaçlık ölçütü ve aylığın kesilmesi: “…her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, 16 yaşından büyükler için belirlenmiş olan asgari ücretin aylık net tutarının 1/3’ünden fazla olanlar ile aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler muhtaç kabul edilemez ve kendilerine aylık bağlanamaz. Ayrıca, 2828 sayılı Kanun hükümlerine göre harçlık ödenenler de muhtaç olarak kabul edilemez…”“Aylık bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Engellilik oranı, bu Kanuna göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşen kişiler ile … aylık ortalama gelir tutarından fazla gelir elde etmeye başlayan kişilerin aylıkları kesilir.”
Değişiklik uyarısı: 2022 sayılı Kanun 1/7/1976 tarihlidir ve adı ile kapsamı birçok kez değişmiştir. Aylık koşullarını düzenleyen 2. madde 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 73. maddesiyle yeniden yazılmış; m.2/3’e 2828 sayılı Kanun’a göre harçlık ödenenlerin muhtaç sayılamayacağına dair cümle sonradan eklenmiştir. Maddenin bazı bölümleri Anayasa Mahkemesinin 12/11/2020 tarihli ve E.2020/13, K.2020/68 sayılı kararıyla denetlenmiş, itiraz esastan reddedilmiştir. Uygulamanın esasını oluşturan 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik 25/1/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır; Yönetmeliğin 19. maddesiyle muhtaçlık kararının alınması ve aylıkların bağlanmasına ilişkin tüm iş ve işlemler Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına bırakılmıştır. Aylık tutarları gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımından bulunduğu için her dönem değişir; muhtaçlık sınırı da asgari ücrete bağlı olarak yıldan yıla farklılaşır. Başvurudan önce güncel metin, katsayı ve sınır kontrol edilmelidir.
KonuKuralDayanak
Muhtaçlık kararıSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyeti verirKanun m.8, Yönetmelik m.19
Gelir ölçütüHane içinde kişi başına asgari ücretin net tutarının üçte biriKanun m.2/3
Gelir sağlama imkânıAynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olanlar da muhtaç sayılmazKanun m.2/3
SigortalılıkZorunlu sigortalı çalışanlar kapsam dışıdırKanun m.2/1
NafakaNafaka bağlanan ya da bağlanması mümkün olanlar kapsam dışıdırKanun m.2/1
Harçlık2828 sayılı Kanun’a göre harçlık alanlar muhtaç sayılmazKanun m.2/3
Sosyal incelemeHane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluşurYönetmelik m.6
BildirimKesilmeyi gerektiren durumlar üç ay içinde bildirilirYönetmelik m.22
Görevli yargıMütevelli heyeti kararı idari işlemdir; idari yargı görevlidirİDDK 2021, Yargıtay 3. HD 2025
Kritik nokta: Muhtaçlık hesabı kişinin kendi geliri üzerinden değil, hane içinde kişi başına düşen ortalama gelir üzerinden yapılır. Bu nedenle aynı evde yaşayan eşin, annenin ya da kardeşin ücreti, emekli aylığı veya kira geliri de hesaba katılır. Hesabın iki ayağı vardır ve ikisi de ayrı ayrı tartışılmalıdır: paydaki gelir toplamı ve paydadaki hane nüfusu. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği bir olayda, devlet yurdunda kalan ve tüm ihtiyaçları Devletçe karşılanan çocukların hanede yaşayan kişi sayılamayacağı kabul edilmiş; bu kabul kişi başına düşen tutarı doğrudan etkilemiştir. Dolayısıyla itiraz “gelirim yok” demekle sınırlı kalmamalı; kimin hanede sayıldığı, hangi kalemlerin gelir olarak toplandığı ve tespitin hangi belgeye dayandığı somut biçimde ileri sürülmelidir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Başvurunuzu adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı ikametgâhınızın bulunduğu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yapın.
  2. Engellilik iddiası varsa yetkili hastaneden alınmış sağlık kurulu raporunu ve oranı belgeleyin.
  3. Sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir ya da aylık alıp almadığınızı, zorunlu sigortalı bir işte çalışıp çalışmadığınızı önceden kontrol edin.
  4. Nafaka alıyorsanız ya da nafaka bağlanması mümkünse bunun kapsam dışı bırakma sebebi olduğunu bilin.
  5. Hane bileşiminin nasıl belirlendiğini sorun; kimlerin hane üyesi sayıldığı hesabı doğrudan etkiler.
  6. Gelir hesabında hangi kalemlerin toplandığını ve tespitin hangi belgeye dayandığını yazılı olarak isteyin.
  7. Sosyal inceleme raporunun ve hane ziyareti tutanağının bir örneğini talep edin; itirazınızı bu belgeler üzerinden kurun.
  8. Başvurunuz reddedildiyse ya da aylığınız kesildiyse mütevelli heyeti kararının tarih ve sayısını tespit edin.
  9. Bu karara karşı davanızı idari yargıda açın; adli yargıda açılan dava yargı yolu yönünden reddedilmektedir.
  10. Yönetmelik hükmünün iptalini de istiyorsanız uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış günlük süreyi takvime işleyin.
  11. Durumunuzda değişiklik olduğunda üç ay içinde bildirimde bulunun; bu, yersiz ödeme borcunun doğmasını önler.
  12. Geri ödeme istenmişse bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinizi ve tutarın hangi döneme ait olduğunu ayrıntılı biçimde tartışın.
Yargı kararları

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 20.10.2021 T., 2020/1150 E., 2021/1912 K.
Vakıf mütevelli heyetinin aylık kararı idari işlemdir; uyuşmazlık idari yargıda çözülür. Kurul, mercii yalnızca hukukî biçimine göre nitelendirmenin yeterli olmadığını belirtmiştir: vakıfların özel hukuk tüzel kişisi sayılması karşısında bile değerlendirmenin, “tesis edilen işlemin bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlem niteliği taşıyıp taşımadığının da göz önüne alınması” gerektiği vurgulanmıştır. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının başkanlığını mülkî amirin yaptığı, mütevelli heyetini merkezî ve yerel idarenin üst temsilcilerinin oluşturduğu, gelirlerinin bir kısmının kamusal kaynakla finanse edildiği, “çoğunlukla kamusal yönü ağır basan faaliyetlerin yürütüldüğü ve ilgililerin maddi ve hukuki durumlarında etki doğuracak tek taraflı kararların alındığı” saptanmıştır. Kurul ayrıca, davacı hakkında düzenlemenin uygulanması niteliğinde bireysel bir işlem tesis edildiğinden Yönetmeliğin 5/1 ve 6/1 hükümleri yönünden işin esasına girilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Daire kararının görev reddine ve bu iki düzenlemeye ilişkin süre reddine dair kısımları BOZULMUŞ; ikametgâh değişikliğinde aylığın durdurulmasını öngören Yönetmelik m.11/1-(a) ile m.4/1-(g), m.6/3 ve m.7/7’ye ilişkin kısımları ONANMIŞTIR. Karar 20/10/2021 tarihinde Yönetmeliğin 6/1 ve 11/1-(a) maddeleri yönünden oy çokluğu, diğer kısımlar yönünden oy birliğiyle verilmiştir. Kararda yer alan iki karşı oy — biri süre yönünden onama, diğeri m.11/1-(a)’nın bozulması yönünde — çoğunluk görüşü değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 16.10.2025 T., 2025/226 E., 2025/4935 K.
Adli yargıda açılan dava yargı yolu yönünden reddedilir. Daire aynı sonuca adli yargı cephesinden varmıştır: aylık bağlanması talebinin reddine yönelik işlemin “kamu gücü kullanılarak tesis edilmiş, tek yanlı, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğinde olduğu”, vakıfların Türk Medeni Kanunu’na göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi olsa dahi bu Kanun kapsamındaki işlemlerini Bakanlık adına tesis ettiği, bu nedenle “aldığı kararların da idari işlem niteliğinde olduğu” belirtilmiştir. Daire, aylık bağlama, bağlanma talebinin reddi ve aylık kesme tasarruflarının idari işlem niteliğini koruyacağını ve doğacak ihtilaflarda idari yargının görevli olacağını ifade etmiş; aynı yöndeki kendi 2024 ve 2025 tarihli üç ilamına atıf yapmıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir. Karar muhtaçlık hesabı bakımından da öğreticidir: eşin aylık 2.300,00 TL geliri o yılın net asgari ücretinin üçte birinden fazla bulunmuş, devlet yurdunda kalan çocuklar ise hane nüfusuna dâhil edilmemiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 24.06.2013 T., 2013/7037 E., 2013/12103 K.
Bildirim yükümlülüğüne uymayarak yersiz aylık alan kişiden ödenen tutarlar kanuni faiziyle geri istenir. Daire, Yönetmeliğin bildirim yükümlülüğüne ilişkin 22. maddesini aktarmıştır: “Aylık almakta olanlar veya aylık sahiplerinin eş, anne, baba, vasi, kayyum, veli veya vekilleri, aylıkların kesilmesini gerektiren durumları üç ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe uymayarak yersiz aylık tahsilinde bulunanlara ödenmiş olan aylıklar veya aylık farkları için kanuni faizi ile birlikte borç tahakkuk ettirilir.” Somut olayda 2003 yılından beri aylık alan kişinin 26.08.2009 tarihinde sigortalı çalışmaya başladığı, bunu bildirmeyip Ağustos 2010’a kadar aylık almaya devam ettiği belirlenmiştir. Yerel mahkemenin, idarenin belli aralıklarla koşulları araştırmadığı ve geri ödemenin mağduriyet doğuracağı gerekçesiyle davayı reddetmesi yerinde görülmemiş; “davalı bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve kendisine yersiz ödeme yapılmasına neden olmuştur” denilerek davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç: karar 24/06/2013 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.

Danıştay 10. Daire, 14.10.2020 T., 2020/4519 E., 2020/3836 K.
Yönetmelik hükümlerine karşı dava, uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılmalıdır. Daire, düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresini şöyle özetlemiştir: süre ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün olmakla birlikte, “düzenleyici işlemin uygulanması halinde menfaati ihlal edilen kişi ya da kişilerin, düzenleyici işleme karşı, uygulama işleminin tebliğini takip eden günden itibaren altmış günlük süre içinde dava açmaları mümkündür.” Somut olayda uygulama işleminin 05/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, dava açılabilecek son tarihin 03/09/2019 olduğu, buna karşılık davanın bir yıl sonra açıldığı belirlenmiştir. Daire, salgın nedeniyle sürelere ilişkin istisnai düzenlemenin dilekçe yenileme süresini 30/06/2020’ye uzattığını, bu süre içinde de yenileme yapılmadığını saptamıştır. Kararda ayrıca “iptali istenen düzenleme hükümlerinin davacıya uygulanmasına yönelik tesis edilen yeni bir uygulama işleminin varlığı halinde … yasal süresi içerisinde yeniden dava açılabileceği” belirtilmiştir. Sonuç: dava 14/10/2020 tarihinde oy birliğiyle süre aşımı nedeniyle REDDEDİLMİŞTİR.

Bu dört karar birlikte okunduğunda dosyanın hangi sırayla kurulacağı netleşiyor. İlk halka görev. Aylık başvurusunu reddeden ya da aylığı kesen mütevelli heyeti kararı, mercii özel hukuk tüzel kişisi olsa da idari işlem sayılıyor; dava idari yargıda açılıyor.

İkinci halka bu sonucun iki cepheden doğrulanmış olması. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021’de görev reddini bozarak idari yargıyı görevli görmüş; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de 2024’ten bu yana süregelen ilamlarıyla adli yargıda açılan davaların yargı yolu yönünden reddi gerektiğine hükmetmiştir.

Üçüncü halka eski tarihli kararların dikkatli okunması. Uygulamada bir dönem bu işlemlerin adli yargıya ait olduğu yönünde kararlar da verilmiştir. Bugün dava açarken dayanılacak içtihat yukarıdaki iki karardır.

Dördüncü halka muhtaçlık ölçütü. Hesap kişinin kendi geliri üzerinden değil, hane içinde kişi başına düşen ortalama gelir üzerinden yapılıyor. Ölçüt asgari ücretin aylık net tutarının üçte biri; ayrıca bu tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olanlar da muhtaç sayılmıyor.

Beşinci halka hane nüfusunun kendisi. Paydadaki kişi sayısı sonucu doğrudan değiştirdiği için, kimin hanede yaşadığı ayrıca kanıtlanması gereken bir olgudur; ihtiyaçları Devletçe karşılanan ve hanede yaşamayan kişiler hesaba katılmamaktadır.

Altıncı halka sosyal inceleme. Muhtaçlık yalnız kayıtlardan değil, hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerle belirleniyor. Bu nedenle inceleme raporu dosyanın en önemli belgesidir ve itiraz öncelikle onun içeriğine yöneltilmelidir.

Yedinci halka bildirim. Aylık alan kişi ve yakınları, kesilmeyi gerektiren durumları üç ay içinde bildirmekle yükümlü. Bu yükümlülüğe uyulmadığında ödenen tutarlar kanuni faiziyle geri isteniyor; idarenin denetim yapmamış olması tek başına kurtarıcı sayılmıyor. Kamu kesimindeki benzer rejim için yersiz ödenen paranın geri alınması karşılaştırılabilir.

Son halka süre. Yönetmelik hükmüne karşı dava, uygulama işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde açılmalı; süre kaçırılmışsa yeni bir uygulama işlemi çıktığında yeniden dava açılabiliyor. Sosyal yardım rejiminin genel çerçevesi için sosyal yardım ödemeleri ayrıca gözden geçirilmelidir.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
Muhtaçlığı kendi geliri üzerinden hesaplamakBaşvuru ya da itiraz sonuçsuz kalırHane içinde kişi başına düşen gelir esas alınır
Hane nüfusunu tartışmamakKişi başına düşen tutar yüksek çıkarKimin hanede yaşadığı ayrıca kanıtlanmalıdır
Sigortalı işe başlayıp bildirmemekYersiz ödeme faiziyle geri istenirÜç ay içinde bildirim yapılmalıdır
Nafaka imkânını göz ardı etmekBaşvuru reddedilirNafaka bağlanması mümkün olanlar kapsam dışıdır
2828 sayılı Kanun’a göre harçlık alırken başvurmakMuhtaç sayılmazsınızHarçlık alanlar bu aylıktan yararlanamaz
Mütevelli heyeti kararına adli yargıda dava açmakDava yargı yolu yönünden reddedilirDava idari yargıda açılmalıdır
Sosyal inceleme raporunu istememekİtiraz soyut kalırRapor ve hane ziyareti tutanağı talep edilmelidir
Altmış günlük süreyi yalnız ilan tarihinden saymakDava hakkı kaybedilmiş sanılırUygulama işleminin tebliği de süreyi başlatır
İkametgâh değiştirip yeni vakfa başvurmamakDurdurulan aylık yeniden başlamazBir yıl içinde yeni vakfa başvurulmalıdır
65 yaş aylığı kimlere bağlanır?

2022 sayılı Kanun, 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasını düzenler. Kanun’un 2. maddesi ise 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte engelli olduğunu sağlık kurulu raporuyla kanıtlayan ve on sekiz yaşını dolduran Türk vatandaşlarına da muhtaçlık şartıyla aylık bağlanmasını öngörmüştür.

Muhtaçlık nasıl belirlenir?

Muhtaçlık kararını Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyeti verir. Kanun m.2/3’e göre her ne nam altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınarak hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir hesaplanır; bu tutar on altı yaşından büyükler için belirlenmiş asgari ücretin aylık net tutarının üçte birinden fazlaysa kişi muhtaç kabul edilmez.

Aynı evde yaşadığım eşimin geliri hesaba katılır mı?

Evet. Hesap hane içinde kişi başına düşen ortalama gelir üzerinden yapıldığı için hanedeki diğer kişilerin gelirleri de toplama dâhil edilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin incelediği olayda eşin aylık 2.300,00 TL geliri, o yıl için geçerli net asgari ücretin üçte birinden fazla bulunmuştur.

Hanede kimler sayılır?

Kişi başına düşen tutar, gelir toplamının hane nüfusuna bölünmesiyle bulunduğundan hane nüfusu doğrudan sonuca etki eder. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararına konu olayda, devlet yurtlarında kalan ve tüm ihtiyaçları Devlet tarafından karşılanan çocukların hanede yaşayan kişi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.

“Gelir sağlaması mümkün olanlar” ne demek?

Kanun m.2/3, sınırın üzerinde geliri olanların yanı sıra “aynı tutardan fazla gelir sağlaması mümkün olan kimseler”in de muhtaç kabul edilemeyeceğini düzenler. Bu ölçüt, fiilen gelir elde edilmese bile gelir sağlama imkânının bulunduğu hâlleri kapsar ve idarece yapılan değerlendirmede kullanılmaktadır.

Sigortalı çalışırsam aylığım kesilir mi?

Evet. Kanun m.2/1, uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu olarak sigortalı olunması gereken bir işte çalışanları kapsam dışında bırakmıştır. Ayrıca sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden her ne nam altında olursa olsun gelir veya aylık hakkından yararlananlar da bu aylıktan yararlanamaz.

Nafaka alıyorsam aylık bağlanır mı?

Kanun m.2/1, nafaka bağlanmış ya da nafaka bağlanması mümkün olanları kapsam dışında bırakmıştır. Bu nedenle sadece fiilen nafaka almak değil, nafaka bağlanmasının hukuken mümkün olması da başvurunun reddine yol açabilmektedir.

Sosyal inceleme nedir, zorunlu mudur?

Yönetmeliğin 6. maddesine göre sosyal inceleme, hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluşur. Danıştay kararlarında, muhtaçlık tespitinde gelir, servet ve harcama düzeyi yanında kişinin hanedeki sosyal yaşantısının ve çevre araştırması bulgularının da önem taşıdığı, bu nedenle sosyal incelemenin gerekliliğinde duraksama bulunmadığı belirtilmiştir.

Adres değiştirirsem aylığım ne olur?

Yönetmelik m.11/1-(a) uyarınca aylık almakta iken ikametgâhını başka vakfın görev alanına girecek şekilde değiştirenlerin aylıkları geçici olarak durdurulur; kişinin bir yıl içinde yeni ikametgâhındaki vakfa başvurması gerekir. Muhtaçlığın devam ettiği mütevelli heyetince tespit edilirse aylık, durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılır ve hak edilen tutarlar ilk ödeme döneminde ödenir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu bu düzenlemeyi hukuka uygun bulmuştur.

Engellilik oranım düşerse ne olur?

Kanun m.2’ye göre aylık bağlanmasına esas teşkil eden engellilik oranı değişen kişilerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Engellilik oranı, Kanun’a göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşen kişilerin aylıkları kesilir. Oran değişikliğinde yeni rapor esas alınarak yeniden değerlendirme yapılır.

Durumumdaki değişikliği bildirmek zorunda mıyım?

Evet. Yönetmeliğin bildirim yükümlülüğünü düzenleyen 22. maddesine göre aylık almakta olanlar veya aylık sahiplerinin eş, anne, baba, vasi, kayyum, veli ya da vekilleri, aylıkların kesilmesini gerektiren durumları üç ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğe uyulmaması hâlinde ödenmiş aylıklar için kanuni faiziyle birlikte borç tahakkuk ettirilir.

İdare denetim yapmadıysa geri ödeme yine istenir mi?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, idarenin belli aralıklarla koşulları araştırmamış ve ilgiliyi uyarmamış olmasını, geri ödeme talebini reddetmek için yeterli görmemiştir. Kararda, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek yersiz ödemeye neden olan kişi bakımından davanın kabulü gerektiği belirtilmiştir.

Vakfın kararına karşı nereye dava açılır?

İdari yargıya. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021 tarihli kararında, mütevelli heyeti kararının kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de aynı yönde karar vererek adli yargıda görülen davaların yargı yolu yönünden reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yönetmeliğe karşı dava süresi ne kadar?

Düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gündür. Ancak Danıştay’ın belirttiği üzere, düzenleyici işlemin uygulanması hâlinde menfaati ihlal edilenler uygulama işleminin tebliğini takip eden günden itibaren altmış gün içinde de dava açabilir. Yeni bir uygulama işlemi tesis edilirse süre yeniden işler.

Aylık tutarı nasıl hesaplanır?

Kanun, aylıkları gösterge rakamı üzerinden belirlemiştir. Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olanlar için gösterge rakamı daha yüksek tutulmuş, diğer hâller için daha düşük bir gösterge öngörülmüştür. Gösterge rakamı memur aylık katsayısıyla çarpılarak tutar bulunduğundan, aylık tutarı katsayı değiştikçe güncellenir.

İlgili mevzuat
  • 2022 sayılı Kanun m.1 — 65 yaşını doldurmuş muhtaç kişilere aylık
  • 2022 sayılı Kanun m.2 — engelli ve engelli yakınına aylık, muhtaçlık ölçütü ve aylığın kesilmesi
  • 2022 sayılı Kanun m.3 — aylığın başlangıcı ve geçim şartının kalkması
  • 2022 sayılı Kanun m.4 — usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi
  • 2022 sayılı Kanun m.8 — muhtaçlık kararının esas alınması, inceleme yetkisi ve fazla ödemelerin geri alınması
  • 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik m.2 ve m.5 — kapsam ve başvuru
  • Aynı Yönetmelik m.6 ve m.7 — sosyal inceleme ve değerlendirme
  • Aynı Yönetmelik m.11 — aylıkların durdurulması ve kesilmesi
  • Aynı Yönetmelik m.19 — iş ve işlemlerin vakıflarca yürütülmesi
  • Aynı Yönetmelik m.22 — bildirim yükümlülüğü ve borç tahakkuku
  • 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu m.7 — vakıfların kuruluşu ve mütevelli heyeti
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 — düzenleyici işlemlere karşı dava süresi

İlgili yazılarımız: yaşlılık aylığı · sosyal yardım ödemeleri · yersiz ödenen paranın geri alınması · ölüm aylığı · engelli raporu ve erken emeklilik

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

İdare hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Pasaport Verilmemesi, Hususi (Yeşil) Pasaport ve Tahdit Şerhi: Dava Yolu

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Pasaport türleri diplomatik, hususi damgalı, hizmet damgalı, umuma…

13.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

DEVLET MEMURLARININ GEÇİCİ GÖREVLENDİRİLMESİ

İçindekilerDevlet Memurlarının Geçici Görevlendirilmesi: 657 Sayılı DMK ve Uygulama EsaslarıGeçici Görevlendirme Süresi ve Süre Belirtilmemesi: Hukuka Uygunluk ve…

09.07.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Uzman Erbaş Sözleşme Feshi ve Yenileme

İçindekilerUzman Erbaşların Sözleşme Süreçleri: Fesih Nedenleri, Yenileme Koşulları ve Yasal HaklarUzman Erbaş Kimdir? Görevleri ve StatüsüUzman Erbaş Sözleşmesi:…

30.12.2024 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Öğrenci Disiplin Cezası ve İptal Davası: Savunma Hakkı ve Sınırlar

İçindekilerHukuki çerçeveSavunma hakkıÖğrencilik sıfatı: kritik sınırŞeklî iptal her zaman doğru mudur?TekerrürCeza yargılamasıyla ilişkisiNe yapmalı? Kısaca Yükseköğretimde disiplin işleri…

24.08.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Pişmanlık ve Islah (VUK 371): Şartları, Pişmanlık Zammı ve İhlalin Sonuçları

İçindekilerKanunî dayanakPişmanlık, kanuni süreden sonra beyan ve uzlaşmaNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Pişmanlık ve…

03.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Kamu Görevlisine Yersiz Ödenen Paranın Geri Alınması ve Kişi Borcu Çıkarılması

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca İdare, kamu görevlisine hatalı olarak ödediği parayı mahkeme…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara