Mirasçılıktan Çıkarmaya İtiraz: İspat Yükü ve Tenkis (TMK m.512)

- Mirasçılıktan çıkarma, ancak miras bırakan çıkarma sebebini tasarrufta belirtmişse geçerlidir.
- “Mirasımdan mahrum bıraktım”, “beni aramadı” gibi gerekçesiz ifadeler çıkarma sebebi olarak yeterli sayılmaz.
- Çıkarılan mirasçı itiraz ederse, ispat yükü çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.
- İtiraz davası, çıkarmadan yararlanan tüm mirasçılara yöneltilmelidir.
- Sebep ispat edilemez veya tasarrufta hiç belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir.
- Yani çıkarma tümden geçersiz olmaz; mirasçı miras payını değil, saklı payını alır.
- Miras bırakan çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düşmüşse çıkarma tümüyle geçersiz olur ve mirasçı miras payını alır.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, saklı pay tespiti ve tenkis incelemesinin taleple bağlılık kuralının istisnası olduğunu kabul etmiştir.
- Bu nedenle ayrıca tenkis talebi bulunmasa da mahkeme tenkis yönünden inceleme yapmak zorundadır.
- Vekâletin kötüye kullanılması tek başına mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılmamıştır; yaptırımı borçlar hukukundadır.
- Ağır suç bakımından kesinleşmiş mahkûmiyet kararı şart değildir; ağırlık ölçütü ceza hukukuna göre değil aile bağına etkisine göre belirlenir.
- Çıkarma sebebinin hem objektif olarak aile bağını koparacak nitelikte olması hem de fiilen koparmış olması aranır.
- Yargıtay, miras bırakanın kendi kusurlu davranışıyla çıkarmaya yol açan olaylara sebep olmaması gerektiğini vurgulayan kararlara atıf yapmaktadır.
- Miras bırakan sonraki bir vasiyetnameyle önceki ıskat tasarrufundan dönmüşse çıkarma hüküm doğurmaz.
- Çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
Miras bırakan, saklı paylı bir mirasçısını mirasından tümüyle uzaklaştırmak istediğinde başvurduğu araç mirasçılıktan çıkarmadır. Uygulamada “ıskat” adıyla anılan bu kurum, kanunun mirasçıya tanıdığı ve miras bırakanın tasarruf özgürlüğüne karşı korunan saklı payı ortadan kaldırdığı için, medeni hukukun en ağır yaptırımlarından biri sayılır. Tam da bu yüzden şartları dar tutulmuştur.
Bir vasiyetnamede “mirasımdan çıkardım” cümlesini gören mirasçının sorduğu ilk soru genellikle “bu geçerli mi?” olur. Cevap tek kelimelik değildir: çıkarma sebebinin tasarrufta gösterilip gösterilmediği, gösterilmişse ispat edilip edilemediği ve ispat edilemediğinde davanın nasıl devam edeceği ayrı ayrı sorulardır. Aşağıda bu üç aşama, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024 tarihli kararı başta olmak üzere yargı kararlarının kendi cümleleriyle ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Durum | Hukuki sonuç | Mirasçı ne alır? |
|---|---|---|
| Çıkarma sebebi tasarrufta hiç belirtilmemiş | Çıkarma saklı pay bakımından hüküm doğurmaz | Saklı payını alır |
| Sebep belirtilmiş fakat ispat edilememiş | Tasarruf saklı pay dışında yerine getirilir | Saklı payını alır |
| Sebep belirtilmiş ve ispat edilmiş | Çıkarma geçerlidir | Hiçbir şey alamaz, tenkis de isteyemez |
| Miras bırakan sebep hakkında açık yanılmaya düşmüş | Çıkarma tümüyle geçersizdir | Miras payının tamamını alır |
| Vekâletin kötüye kullanılması ileri sürülmüş | Tek başına çıkarma sebebi sayılmaz | Saklı payını alır; vekâlet sorumluluğu ayrı dava konusudur |
| Sonraki vasiyetnameyle ıskattan dönülmüş | Çıkarma hüküm doğurmaz | Yasal miras payını alır |
| Dava çıkarmadan yararlanan bir mirasçıya yöneltilmemiş | Husumet eksikliği doğar | Eksiklik giderilmeden esasa girilemez |
| Çıkarılanın altsoyu varsa | Altsoy, çıkarılan önce ölmüş gibi hak sahibi olur | Altsoy saklı payını isteyebilir |
| Aciz belgesine dayalı çıkarma (m.513) | Saklı payın yarısı için ve çocuklara özgülenmek şartıyla | Şartlar yoksa çıkarma iptal olunur |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Vasiyetnamenin açılmasına ilişkin sulh hukuk mahkemesi dosyasından onaylı örneğini alın; itirazın dayanağı, tasarrufun kendi metnidir.
- Metinde çıkarma sebebinin açıkça yazılıp yazılmadığını kontrol edin; sebep hiç gösterilmemişse saklı pay bakımından zaten hüküm doğurmayacaktır.
- Sebep yazılmışsa, bunun belirli bir eyleme, işleme veya davranışa dayanıp dayanmadığına bakın; soyut ve gerekçesiz ifadeler yeterli sayılmamaktadır.
- Gösterilen sebebin hangi bende girdiğini belirleyin: ağır suç mu, yoksa aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali mi.
- Sebep borçlar hukukuna ait bir ilişkiden kaynaklanıyorsa (vekâlet, ödünç, ortaklık) bunu ayrıca vurgulayın; böyle bir ihlalin yaptırımı miras hukukunda değildir.
- Miras bırakanın sonraki bir vasiyetnameyle ıskat tasarrufundan dönüp dönmediğini araştırın; dönme varsa çıkarma tartışması konusuz kalır.
- Davayı çıkarmadan yararlanan bütün mirasçılara ve varsa vasiyet alacaklısına yöneltin; tek bir mirasçıya açılan dava husumet sorunuyla karşılaşır.
- Dilekçede yalnızca çıkarmanın geçersizliğini değil, saklı payın tespiti ve tenkis talebini de açıkça yazın; talebi yazmak her zaman daha güvenlidir.
- Miras bırakanın çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılgıya düştüğünü gösteren delilleriniz varsa bunu ayrı bir başlık altında ileri sürün; bu iddia başarılı olursa saklı payı değil miras payının tamamını alırsınız.
- Ehliyetsizlik, aldatma, korkutma veya şekle aykırılık gibi genel iptal sebepleri de varsa bunları ayrıca dayanak yapın; bunlar kabul edilirse tasarruf tümden ortadan kalkar.
- Karşı tarafın tanık listesine dikkat edin; bu davalarda sonuç çoğunlukla tanık beyanlarının tutarlılığı üzerinden belirlenmektedir.
- Terekenin aktif ve pasifinin belirlenmesini ve uzman bilirkişi incelemesini talep edin; tenkis aşamasına geçildiğinde hesap bu rapor üzerinden yapılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.09.2024 T., 2023/53 E., 2024/464 K.
Vekâletin kötüye kullanılması çıkarma sebebi değildir; çıkarma geçersizse mahkeme talep olmasa da tenkis incelemesi yapmak zorundadır. Baba, oğlunu vasiyetnameyle mirasçılıktan çıkarmış; sebep olarak verdiği vekâletnamelerin kötüye kullanılmasını ve kendisine söylenen ağır sözleri göstermiştir. İlk derece mahkemesi çıkarma şartlarının ispatlandığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Özel Daire bozmuş, mahkeme direnmiştir. Kurul, birinci uyuşmazlıkta şu sonuca varmıştır: “Vekâletin kötüye kullanılması tek başına mirasçılıktan çıkarılmayı gerektirir bir durumun varlığını kabul etmeye elverişli değildir.” İkinci uyuşmazlıkta, sarf edilen sözlerin hakaret niteliği taşıdığını kabul etmekle birlikte “kanun koyucu tarafından miras bırakanın tasarruf özgürlüğüne karşı korunan saklı payının elinden alınabilmesi için mirasçının 4721 sayılı Kanun’un 510 uncu maddesi anlamında hem objektif hem de subjektif olarak çok daha ağır bir eylem yahut ihmâl içerisinde olması gerektiği, somut olayda bu koşulun gerçekleşmediği” sonucuna ulaşmıştır. Üçüncü uyuşmazlıkta ise usul bakımından belirleyici kural konulmuştur: “Kanun, çıkarmanın yerinde olmadığını kabul eden Mahkemeye davacı mirasçının saklı payını tespit ve tenkis yönünde inceleme yapma görevini yüklemiştir. Bu hüküm 6100 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında işaret edilen ve taleple bağlılık kuralının istisnasını teşkil eden bir düzenlemedir.” Direnme kararı bozulmuş; karar 25.09.2024 tarihinde birinci ve ikinci uyuşmazlıklar yönünden oy çokluğu, üçüncü uyuşmazlık yönünden oy birliğiyle kesin olarak verilmiştir. Kararda yer alan karşı oy, yalnızca ikinci uyuşmazlığa ilişkin olup söylenen sözlerin ağırlığı bakımından çoğunluktan ayrılmakta, birinci ve üçüncü uyuşmazlıkta çoğunlukla aynı görüştedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 26.01.2021 T., 2019/5571 E., 2021/471 K.
Çıkarma sebebi belirli bir eyleme dayanmalı; ispatlandığında ise çıkarma ayakta kalır. Baba, kızını iki ayrı düzenleme şeklinde vasiyetnameyle mirasçılıktan çıkarmış; sebep olarak evi terk etmesi, haber gönderilmesine rağmen dönmemesi, ağır hastalığında ilgilenmeyeceğini bildirmesi, yıllarca uğramaması ve ziyaretinde babası için “yatacak mezar yeri var mı bu adamın” demesi gibi somut olayları göstermiştir. Daire önce genel ölçütü koymuştur: “Yine, çıkarma sebebinin açık olması, belirli bir eyleme, işleme ve davranışa dayanması gerekmektedir. Sadece mirasdan ıskat ettim, miras dışı bıraktım, bana ilgi göstermedi v.b. gibi gerekçesiz sözler yeterli sayılmamalıdır. Çıkarma sebebi kabul edilen olayların, delillerinin gösterilmesi de mirasçının çıkarmaya itirazı halinde diğer tarafa kolaylık sağlayacağından, tasarrufda yer almalıdır.” Somut olayda tanık beyanlarını değerlendirerek “dava konusu vasiyetnameler ile mirasbırakanın davacı kızını mirastan çıkarma sebebi olarak ileri sürdüğü vakaların mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılabilecek nitelik ve nicelikte bulunduğu” sonucuna varmıştır. Bölge adliye mahkemesi kararı davalı yararına bozulmuş; karar 26/01/2021 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir. Kararda ayrıca bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde yer alan ve miras bırakanın kendi kusurlu davranışıyla çıkarmaya yol açan olaylara sebep olmaması gerektiğini vurgulayan yerleşik yaklaşım da aktarılmıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 16.11.2020 T., 2016/17806 E., 2020/7300 K.
İtiraz hakkı çıkarılana aittir; dava çıkarmadan yararlanan tüm mirasçılara yöneltilir ve tespit davası açılamaz. Miras bırakan vasiyetnameyle bir mirasçısını mirasçılıktan çıkarmış; diğer mirasçılar, çıkarılan kişinin yasal mirasçı olmadığının tespiti istemiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesi hukuki yarar yokluğundan davayı reddetmiş, Daire sonucu doğru bulmakla birlikte gerekçeyi değiştirmiştir: “mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin muris tarafından yapılan ölüme bağlı tasarrufun varlığı halinde mirastan çıkarılanın veya diğer mirasçıların mirasçılık belgesi istemelerine yasal bir engel bulunmamaktadır. Mirasçılıktan çıkarılmaya itiraz etme hakkı mirastan çıkarılana ait olup, mirasçılıktan çıkarılmanın sebebini ispat yükü bundan yararlanan mirasçı veya vasiyet alacaklısına düşer ve bu davanın çıkarmadan yararlanan tüm mirasçılara yöneltilmesi gerekir. Davacıların bu durumun belirlenmesine yönelik tespit davası açmalarında hukuki yarar bulunmamaktadır.” Hüküm gerekçesi değiştirilerek onanmış; karar 16.11.2020 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 12.02.2024 T., 2023/639 E., 2024/733 K.
Sonraki vasiyetnameyle ıskattan dönülmüşse çıkarma ayakta kalmaz. Miras bırakan, 1994 ve 2006 tarihli iki noter vasiyetnamesiyle kızını “kendisini arayıp sormadığı” gerekçesiyle mirasından ıskat etmiştir. Davacı, gösterilen sebeplerin kanunda sayılan hâllerden hiçbirini karşılamadığını ileri sürerek ıskatın iptalini istemiş; yargılama sırasında miras bırakanın 2011 tarihli üçüncü bir vasiyetnameyle önceki vasiyetnamelerden döndüğü ortaya konulmuştur. İlk derece mahkemesi “murisin son vasiyetnamesi ile davaya konu ıskata ilişkin vasiyetnamelerden rücu ettiği” gerekçesiyle davanın kabulüne ve ıskatın iptaline karar vermiştir. Daire, kararın “tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun” olduğunu belirtmiştir. Hüküm onanmış; karar 12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Geçerlilik kapısı, kanunun 512. maddesinin ilk cümlesidir: çıkarma, ancak sebebi tasarrufta belirtilmişse geçerlidir. 3. Hukuk Dairesinin 2021 tarihli kararı bu cümleyi somutlaştırır. Sebebin yazılmış olması yetmez; belirli bir eyleme, işleme ve davranışa dayanması gerekir. “Bana ilgi göstermedi” türünden ifadeler, ne kadar samimi olursa olsun, hukuken denetlenebilir bir sebep oluşturmaz. Aynı karar, sebep sayılan olayların delillerinin de tasarrufta gösterilmesinin isabetli olacağını belirterek vasiyetname yazımı bakımından pratik bir yol gösterir.
İspat kapısında yük yer değiştirir. Çıkarılan mirasçı itiraz ettiği anda, vasiyetnamede yazan sebebin gerçekten var olduğunu ispat görevi çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına geçer. 14. Hukuk Dairesinin 2020 tarihli kararı bu kuralı, davanın kime yöneltileceği sorusuyla birleştirir: itiraz hakkı çıkarılana aittir ve dava çıkarmadan yararlanan tüm mirasçılara yöneltilmelidir. Aynı karar, diğer mirasçıların “bu kişi mirasçı değildir” biçiminde bir tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını da söyler. Uygulamadaki sonuç açıktır: ıskat tartışması, çıkarılan kişinin açacağı itiraz davasında görülür.
Sonuç kapısı ise en çok yanlış anlaşılan noktadır. Çıkarma geçersiz sayıldığında tasarrufun tamamı ortadan kalkmaz. Kanunun 512/3 hükmü, tasarrufun mirasçının saklı payı dışında yerine getirileceğini söyler. Yani mirasçı miras payını değil, saklı payını kazanır. Bunun tek istisnası, miras bırakanın çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düşmüş olmasıdır; bu ispatlanırsa çıkarma tümüyle geçersiz olur ve mirasçı miras payının tamamını alır. Dava dilekçesi yazılırken bu ayrım baştan kurulmalıdır.
Hukuk Genel Kurulunun 2024 tarihli kararı, sonuç kapısına usul hukuku bakımından güçlü bir anahtar eklemiştir. Normalde hâkim taleple bağlıdır ve istenmeyen bir şeye hükmedemez. Ancak 512/3 hükmü, çıkarmanın yerinde olmadığını kabul eden mahkemeye saklı payı tespit ve tenkis yönünde inceleme yapma görevi yüklediğinden, bu hüküm taleple bağlılık kuralının kanuni istisnası sayılmıştır. Buna karşılık ihtiyatlı davranmakta fayda vardır: mirasçılıktan çıkarma içermeyen bir vasiyetnamenin iptali davasında tenkis incelemesi için açık talep aranmaktadır. Bu nedenle dilekçede saklı pay ve tenkis talebinin yazılması, her ihtimale karşı doğru tercihtir. Ayrıntılar için tenkis davası ve vasiyetnamenin iptali davası yazılarımıza bakılabilir.
Aynı Kurul kararının esasa ilişkin katkısı, çıkarma sebeplerinin sınırını çizmesidir. Vekâletin kötüye kullanılması, borçlar hukukundan doğan bir sorumluluk ilişkisidir; yaptırımı vekâlet hükümlerindedir ve tek başına aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali sayılmaz. Kurul ayrıca iki bent arasındaki dengeyi de vurgular: birinci bentte “ağır” suç arandığına göre, ikinci bentteki “önemli ölçüde” ihlal de bununla uyumlu ve orantılı yorumlanmalıdır. Aksi hâlde saklı paydan yoksun bırakma, ikinci bent üzerinden kolaylaşır.
Bir başka ayrım, ağır suç bakımından mahkûmiyet kararının aranıp aranmayacağıdır. Kurul, kesinleşmiş mahkûmiyetin koşul olmadığını, aile bağlarını koparacak seviyede kusurlu ve suç teşkil edebilecek bir eylemin ispata elverişli delillerle ortaya konulabileceğini belirtmiştir. Suçun “ağır” olup olmadığı ise ceza hukuku ölçütleriyle değil, fiilin aile bağına yaptığı etki bakımından medeni hukuk esaslarına göre takdir edilir. Bu takdir yapılırken eylemin hem objektif olarak aile bağını koparacak nitelikte olması hem de fiilen koparmış olması aranır.
7. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararı ise çoğu zaman gözden kaçan en basit savunmayı hatırlatır: miras bırakan fikrini değiştirmiş olabilir. Sonraki bir vasiyetnameyle önceki tasarruflardan dönüldüğünde ıskat da hüküm doğurmaz ve uzun ispat tartışmalarına hiç girilmeden sonuç alınır. Bu nedenle dosyaya girmeden önce noterlik ve mirasçılık kayıtlarından tüm ölüme bağlı tasarrufların dökümü alınmalıdır; konunun ayrıntısı için vasiyetten dönme yazımıza bakılabilir.
Son olarak, mirasçılıktan çıkarma ile karıştırılan iki kurum ayırt edilmelidir. Mirastan feragat, miras bırakan ile mirasçı arasında yapılan iki taraflı bir sözleşmedir ve mirasçının iradesine dayanır; çıkarma ise miras bırakanın tek taraflı ölüme bağlı tasarrufudur. Mirastan yoksunluk ise kanunun belirli ağır fiiller için doğrudan öngördüğü bir sonuçtur ve ayrı bir tasarrufa ihtiyaç göstermez. Kurumun genel çerçevesi için mirastan çıkarma (ıskat) yazımız, eldeki metnin giriş niteliğindeki tamamlayıcısıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Çıkarma sebebini ispat etmeye çalışmak | İspat yükü çıkarılan mirasçıda değildir | Yükün karşı tarafta olduğunu dilekçede açıkça belirtin |
| Davayı tek bir mirasçıya açmak | Dava çıkarmadan yararlanan tüm mirasçılara yöneltilmelidir | Vasiyetnameden yararlanan herkesi davalı gösterin |
| “Mirasçı değildir” tespit davası açmak | Diğer mirasçıların bu yönde hukuki yararı bulunmamaktadır | Tartışmayı çıkarılanın açacağı itiraz davasında yürütün |
| Çıkarma geçersizse miras payının tamamının alınacağını sanmak | Kural, tasarrufun saklı pay dışında yerine getirilmesidir | Saklı payı hedefleyin; yanılma iddiası varsa ayrıca ileri sürün |
| Tenkis talebini dilekçeye yazmamak | Talep yazılmadığında usul tartışması çıkar | Saklı pay tespiti ve tenkis talebini açıkça yazın |
| Vekâlet ihlalini miras davasında çözmeye çalışmak | Bunun yaptırımı borçlar hukukundadır | Vekâlet sorumluluğunu ayrı davada takip edin |
| Sonraki vasiyetnameleri araştırmamak | Sonradan yapılan dönme ıskatı hükümsüz bırakabilir | Tüm ölüme bağlı tasarrufların dökümünü alın |
| Genel iptal sebeplerini hiç ileri sürmemek | Ehliyetsizlik veya şekle aykırılık tasarrufu tümden düşürebilir | Varsa bu sebepleri ayrı dayanak olarak gösterin |
| Tereke hesabını ihmal etmek | Tenkis aşamasında saklı pay bilirkişi raporuyla hesaplanır | Aktif ve pasifin tespitini ve bilirkişi incelemesini talep edin |
Mirasçılıktan çıkarma hangi sebeplerle yapılabilir?
Türk Medeni Kanunu’nun 510. maddesine göre iki hâlde: mirasçının, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi; ya da miras bırakana veya miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi. Ayrıca 513. maddede, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoy için koruyucu nitelikte ayrı bir çıkarma imkânı düzenlenmiştir.
Vasiyetnamede sebep yazılmamışsa çıkarma geçerli olur mu?
Hayır. Kanun’un 512. maddesinin birinci fıkrası, mirasçılıktan çıkarmanın ancak miras bırakanın tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmesi hâlinde geçerli olacağını söyler. Sebep belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; yani mirasçı saklı payını alır.
“Beni aramadı, sormadı” ifadesi yeterli bir sebep midir?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, çıkarma sebebinin açık olması ve belirli bir eyleme, işleme ve davranışa dayanması gerektiğini; “mirastan ıskat ettim”, “miras dışı bıraktım”, “bana ilgi göstermedi” gibi gerekçesiz sözlerin yeterli sayılmaması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca sebep kabul edilen olayların delillerinin de tasarrufta gösterilmesinin isabetli olacağı ifade edilmiştir.
İtiraz davasında ispat yükü kimdedir?
Çıkarmadan yararlanan mirasçıda veya vasiyet alacaklısındadır. Kanun’un 512/2 hükmü, mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse belirtilen sebebin varlığını ispat yükünün çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşeceğini açıkça düzenlemiştir.
Dava kime karşı açılır?
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, itiraz etme hakkının mirastan çıkarılana ait olduğunu ve bu davanın çıkarmadan yararlanan tüm mirasçılara yöneltilmesi gerektiğini belirtmiştir. Vasiyet alacaklısı varsa ona da husumet yöneltilmelidir.
Diğer mirasçılar “bu kişi mirasçı değildir” davası açabilir mi?
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin kararına göre bu yönde tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Aynı kararda, mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin bir tasarruf bulunsa dahi hem çıkarılanın hem diğer mirasçıların mirasçılık belgesi istemelerine yasal bir engel olmadığı da belirtilmiştir.
Çıkarma sebebi ispat edilemezse mirasçı ne alır?
Saklı payını alır. Kanun’un 512/3 hükmü, sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarrufun mirasçının saklı payı dışında yerine getirileceğini öngörmüştür. Yani tasarruf tümden geçersiz olmaz; miras bırakanın iradesi tasarruf oranı içinde yerine getirilir.
Miras payının tamamını almak mümkün mü?
Mümkündür, ancak koşulu vardır. Kanun’un 512/3 hükmünün son cümlesine göre miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa çıkarma geçersiz olur. Bu durumda mirasçı yalnızca saklı payını değil miras payını alır. Ayrıca ehliyetsizlik, aldatma, korkutma veya şekle aykırılık gibi genel iptal sebeplerinin kabulü hâlinde de tasarruf tümden ortadan kalkar.
Tenkis talep etmemişsem mahkeme yine de saklı payımı hesaplar mı?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024 tarihli kararına göre evet. Kurul, 512/3 hükmünün çıkarmanın yerinde olmadığını kabul eden mahkemeye saklı payı tespit ve tenkis yönünde inceleme yapma görevi yüklediğini ve bu hükmün taleple bağlılık kuralının istisnasını teşkil ettiğini belirtmiştir. Yine de dilekçede talebin açıkça yazılması uygulamada güvenli olanıdır.
Vekâletin kötüye kullanılması ıskat sebebi sayılır mı?
Hukuk Genel Kurulu, vekâletin kötüye kullanılmasının tek başına mirasçılıktan çıkarılmayı gerektirir bir durumun varlığını kabul etmeye elverişli olmadığını belirtmiştir. Bu, borçlar hukukuna ait bir sorumluluk türüdür ve yaptırımı vekâlet hükümlerinde düzenlenmiştir. Ancak konunun her somut olayın özelliğine ve ağırlığına göre 510-512. maddeler bağlamında değerlendirileceği de ifade edilmiştir.
Ağır suç için ceza mahkûmiyeti şart mı?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu, kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bir koşul olmadığını; aile bağlarını koparacak seviyede kusurlu ve suç teşkil edebilecek hukuka aykırı bir eylemin varlığının, ispat yükü üzerinde olan tarafça ispata elverişli delillerle ortaya konulabileceğini belirtmiştir. Suçun “ağır” olup olmadığı ceza hukuku kuralları bağlamında değil, fiilin aile bağlarına yaptığı etki bakımından medeni hukuk esaslarına göre takdir edilir.
Miras bırakanın kendi kusuru sonucu etkiler mi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021 tarihli kararında, bölge adliye mahkemesi gerekçesi aktarılırken “murisin, kusurlu davranışı ile ıskata neden olan olaylara sebep olmaması gerektiği” yönündeki yerleşik yargı kararlarına atıf yapıldığı görülmektedir. Aynı kararda aile üyelerinin birbirine karşı saygı ve anlayış gösterme yükümlülüğünün karşılıklı olduğu da vurgulanmıştır.
Çıkarılan mirasçının çocukları ne olur?
Kanun’un 511. maddesine göre miras bırakan başka türlü tasarrufta bulunmamışsa, çıkarılanın miras payı o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi varsa altsoyuna, yoksa miras bırakanın yasal mirasçılarına kalır. Çıkarılan kimsenin altsoyu da, o kimse miras bırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
Miras bırakan sonradan fikrini değiştirirse ne olur?
Sonraki bir vasiyetnameyle önceki tasarruftan dönülmüşse çıkarma hüküm doğurmaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli kararına konu olayda, ilk derece mahkemesi murisin son vasiyetnamesiyle ıskata ilişkin vasiyetnamelerden rücu ettiği gerekçesiyle ıskatın iptaline karar vermiş ve bu karar onanmıştır.
Mirasçılıktan çıkarma ile mirastan feragat aynı şey mi?
Hayır. Mirasçılıktan çıkarma, miras bırakanın tek taraflı ölüme bağlı tasarrufudur ve mirasçının iradesi aranmaz. Mirastan feragat ise miras bırakan ile mirasçı arasında yapılan iki taraflı bir miras sözleşmesidir. Mirastan yoksunluk ise kanunun belirli ağır fiiller için doğrudan öngördüğü bir sonuç olup ayrı bir tasarrufa ihtiyaç göstermez.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.505 — Tasarruf oranı
- 4721 sayılı Kanun m.506 — Saklı pay oranları (5650 sayılı Kanun’la değişik)
- 4721 sayılı Kanun m.510 — Mirasçılıktan çıkarma sebepleri
- 4721 sayılı Kanun m.511 — Mirasçılıktan çıkarmanın hükümleri
- 4721 sayılı Kanun m.512 — İspat yükü ve çıkarmanın sonuçları
- 4721 sayılı Kanun m.513 — Borç ödemeden aciz sebebiyle çıkarma
- 4721 sayılı Kanun m.542 — Vasiyetten dönme
- 4721 sayılı Kanun m.557-559 — Ölüme bağlı tasarrufların iptali sebepleri ve süreler
- 4721 sayılı Kanun m.560 vd. — Tenkis davası
- 4721 sayılı Kanun m.322 — Ana, baba ve çocuğun karşılıklı yükümlülükleri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.26 — Taleple bağlılık ilkesi ve istisnası
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.353 ve m.371 — İstinaf ve temyiz sebepleri
İlgili yazılarımız: Mirastan çıkarma (ıskat) nedir · Tenkis davası · Vasiyetnamenin iptali davası · Vasiyetten dönme · Mirastan feragat sözleşmesi
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.