Genel Sağlık Sigortası Prim Borcu ve Gelir Testi: İtiraz, Silinme ve Görevli Mahkeme

- Başka hiçbir statüden sağlık güvencesi olmayan vatandaş, 5510 sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca Kurumca resen genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilir.
- Aile içindeki kişi başına düşen aylık gelir asgari ücretin üçte birinden azsa kişi (c) bendinin (1) numaralı alt bendine girer ve primi devlet öder.
- Gelir tespiti yaptırmayan ya da bu eşiğin üstünde kalan kişi (g) bendinde kalır; primi kendisi öder.
- 1 Nisan 2017’den bu yana (g) bendi primi tek kademelidir: prime esas kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının %3’ü.
- Gelire göre üç kademeli eski sistem 6824 sayılı Kanun’la kaldırılmış, eski dönem borçları için geçici 73. madde ile bir defalık düzenleme yapılmıştır.
- Tescil tebliğinden itibaren bir ay içinde gelir testi isteyen ve geliri eşiğin altında çıkan kişinin bu süredeki ödemeleri faizsiz iade veya mahsup edilir.
- Gelir testini SGK yapmaz; Yargıtay kararlarında bu görevin bakanlık tarafından Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarıyla birlikte yürütüldüğü vurgulanır.
- Yargıtay’a göre gelir testinin iptali davası idari yargıda, testin kesinleşmesinden sonra doğan prim tutarı ve tahsil uyuşmazlığı iş mahkemesinde görülür.
- İş mahkemesi, gelir testine ilişkin idari süreç kesinleşmeden prim tahakkukunu karara bağlayamaz; o dosyayı bekletici mesele yapar.
- SGK’ya karşı iş mahkemesinde dava açmadan önce Kuruma başvurmak 7036 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre zorunludur.
- Genel sağlık sigortası “ikametgahı Türkiye’de olan” kişiler içindir; yerleşim yeri Türkiye dışına taşınınca sigortalılık sona erer.
- Yargıtay, resmi kayıtlarda yerleşim yeri Türkiye’de görünen vatandaşın yalnızca yurt dışında bulunmasının genel sağlık sigortasına tabi olmasına engel olmadığını kabul etmiştir.
- (g) bendindeki kişinin 60 günü aşan prim borcu varsa, acil haller ve 18 yaş altı gibi istisnalar dışında sağlık hizmetinden yararlanması durur.
- Evli çiftlerde (g) bendi yönünden kimin sigortalı, kimin bakmakla yükümlü olunan kişi olacağı eşlerin tercihine bırakılmıştır.
- Durumu değişen kişinin bir ay içinde Kuruma başvurma yükümlülüğü vardır; bildirilmeyen dönem için sonradan borç sildirmek zorlaşır.
Genel sağlık sigortası prim borcu, çoğu kişinin varlığından habersiz olduğu bir borçtur. İşten ayrılan, üniversiteden mezun olup iş bulamayan, uzun süre yurt dışında kalan ya da eşi üzerinden sağlık hizmeti aldığını sanan biri, yıllar sonra e-Devlet ekranında birikmiş bir tutarla karşılaşır. Borç, kişi hiçbir başvuru yapmadan doğar: Kanun, başka bir statüde güvencesi olmayan her vatandaşı kendiliğinden kapsama alır ve Kurum tescili resen yapar.
Bu borca itiraz edilirken en sık yapılan hata, iki ayrı işlemi tek bir işlem sanmaktır. Kişinin gelirini belirleyen gelir tespiti bir idari işlemdir ve idari yargının denetimine tabidir. Bu gelire göre prim çıkaran SGK işlemi ise iş mahkemesinin alanındadır. Aşağıda önce kanun metinleri, sonra bu ayrımı kuran ve yurt dışında bulunmanın borca etkisini tartışan Yargıtay kararları, kararların kendi cümleleriyle ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Kişinin durumu | Kanundaki yeri | Primi kim öder, sonuç ne olur |
|---|---|---|
| Aile içi kişi başı gelir asgari ücretin üçte birinden az | m.60/1-c-1 | Prim, m.87 uyarınca ilgili kamu idaresince bütçeden karşılanır |
| Gelir testi yapılmamış veya eşiğin üstünde | m.60/1-g | Kişi öder: alt sınırın otuz günlük tutarının %3’ü |
| Genel sağlık sigortalılığı veya bakmakla yükümlü olunanı bulunmayan 18 yaş altı çocuk | m.60/1-c-1, gelir tespiti yapılmaksızın | Prim kişiden istenmez |
| Lise mezunu 20, yükseköğrenim mezunu 25 yaşını geçmemiş kişi | m.60 ek fıkra, mezuniyetten itibaren iki yıl | Gelir tespiti yapılmaksızın (c)(1) kapsamında sayılır |
| 6284 sayılı Kanun’a göre hakkında koruyucu tedbir kararı verilen kişi | m.60 ek fıkra | Tedbir süresince gelir tespiti yapılmaksızın (c)(1) kapsamında |
| Bir genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi | m.60/2 | Ayrı tescil yapılmaz, prim çıkmaz |
| Evli, ikisi de (g) bendine giren eşler | m.60/3 | Eşlerden biri sigortalı, diğeri bakmakla yükümlü olunan kişi olur; seçim eşlerindir |
| Yerleşim yeri Türkiye dışına taşınan kişi | m.61/4 | Sigortalılık sona erer; dönemin belgelendirilmesi gerekir |
| İşe girip hizmet akdiyle sigortalı olan kişi | m.60/1-a | (g) bendi kapsamı biter, prim işveren üzerinden bildirilir |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- e-Devlet’ten genel sağlık sigortası tescil kaydınızı açın; tescilin hangi bentten ve hangi tarihten başlatıldığını not edin.
- Borç dökümünü ay ay çıkarın ve her dönem için o sırada çalışıp çalışmadığınızı, emekli aylığı alıp almadığınızı ya da eşiniz, anne veya babanız üzerinden bakmakla yükümlü olunan kişi olup olmadığınızı karşılaştırın.
- Çakışan bir statü varsa belgesiyle birlikte SGK’ya yazılı başvurun ve o dönemin (g) bendinden çıkarılmasını isteyin.
- Gelir testi hiç yapılmadıysa yerleşim yerinizdeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurun; tescil tebliğinden itibaren bir ay içinde yapılan başvurunun iade avantajını kaçırmamaya çalışın.
- Gelir testi sonucunun size bildirildiği tarihi saklayın; bu işleme karşı dava açma süresi o tarihten işler.
- Sonuç hatalıysa, örneğin hanede yaşamayan bir kişinin geliri ya da satılmış bir taşınmaz hesaba katılmışsa, işlemin iptali için idare mahkemesinde dava açın; İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre süre altmış gündür.
- Prim tahakkukuna da itiraz ediyorsanız önce SGK’ya başvurun; altmış gün içinde cevap verilmezse talebiniz reddedilmiş sayılır ve bundan sonra iş mahkemesinde dava açılabilir.
- İş mahkemesine verdiğiniz dilekçede idare mahkemesindeki gelir testi davasını esas numarasıyla bildirin ve bu davanın bekletici mesele yapılmasını açıkça isteyin.
- Yurt dışında yaşadıysanız yalnızca giriş-çıkış kayıtlarıyla yetinmeyin; yurt dışı adres kaydı, oturum izni, orada sağlık sigortası bulunduğunu gösteren belgeler ve konsolosluk kayıtlarını toplayın.
- Kurum borcun bir kısmını silmişse kalan dönem için ayrı değerlendirme yapın; kısmi silme, geri kalan tahakkukun doğru olduğu anlamına gelmez.
- Sağlık hizmetine hemen ihtiyacınız varsa 60 günü aşan borç için 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre tecil ve taksitlendirme isteyin; taksitlendirme devam ettiği sürece bu borç hizmet engeli sayılmaz.
- Evlenme, boşanma, işe girme, yurt dışına taşınma veya gelirin azalması gibi değişiklikleri bir ay içinde bildirin; bildirimsiz geçen dönemler sonradan en zor düzeltilen dönemlerdir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 19.04.2016 T., 2015/14737 E., 2016/6927 K.
Gelir testine yönelik dava idari yargıda, prim tutarına yönelik dava iş mahkemesinde görülür. Davacı, gelir testi yaptırmak için vakfa başvurduğunu, gelirinin G-3 olarak belirlendiğini ve bunun üzerine Kurumca 01.01.2012–31.03.2014 dönemi için 6.644,07 TL prim borcu tahakkuk ettirildiğini belirterek borçlu olmadığının tespitini istemiş, iş mahkemesi davayı kabul etmiştir. Daire önce Kurumun görevini tespit etmiştir: “sigortalıların genel sağlık sigortası primlerinin tahakkuk ve tahsil edilmesi görevi davalı Kuruma aittir. Ne var ki primlerin tahakkuk ve tahsil edilebilmesi için prime esas gelir testinin usulünce yapılıp kesinleşmiş olması gerekecektir.” Gelir testinin 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bakanlığa verilmiş bir görev olduğunu belirten Daire, “gelir testinin iptali için açılan davaların çözüm yerinin idari yargı olduğu açıktır. Ancak uyuşmazlığın gelir testinin kesinleşmesinin ardından tahakkuk edecek prim tutarı ve tahsile ilişkin olması durumunda 5510 sayılı Yasa kapsamında yargılama ve değerlendirme yapılacağından iş mahkemesi görevli olacaktır” demiş, mahkemeye düşen işi de “gelir testine ilişkin idari prosedürün kesinleşip kesinleşmediğini, belirlemek, kesinleşmemiş ise bu hususu bekletici mesele yapmak, kesinleşmenin ardından davaya konu prim tahakkuk işlemi hakkında inceleme yaparak sonucuna göre karar vermekten ibarettir” sözleriyle çizmiştir. Hüküm, davalı Kurumun temyizi üzerine bozulmuş; karar 19.04.2016 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 05.04.2018 T., 2016/467 E., 2018/3149 K.
Gelir testi talebi dosyadan ayrılıp görevsizlik verilmeli, 6824 sayılı Kanun’un borca etkisi Kurumdan sorulmalıdır. Davacı 2012/1 döneminden itibaren (g) bendi kapsamında tescil edilmiş, 01.01.2012–28.03.2013 arası için 234,86 TL ve 28.03.2013’ten itibaren 39,14 TL tutarında prim tahakkuk ettirilmiştir. İş mahkemesi, davacıya gelir testi yaptırma olanağı sağlanmadığı gerekçesiyle Kurum işlemini iptal etmiştir. Daire, bu arada yürürlüğe giren değişikliğe dikkat çekerek “6824 sayılı (…) Kanun ile 1/4/2017 tarihinde yürürlüğe girmek üzere 5510 sayılı Kanunun 60, 61, 80, 81 inci maddelerinde yapılan değişiklikler ve Kanuna eklenen geçici 73 üncü madde ile genel sağlık sigortası uygulamalarına ilişkin değişiklikler yapılmış” olduğunu, bu nedenle davacının hâlen prim ödeme yükümlüsü sayılıp sayılmadığının ve varsa borcun Kurumdan sorulması gerektiğini belirtmiştir. Usul yönünden ise açık bir yol göstermiştir: “Mahkemece, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılan gelir testine ilişkin idari prosedür dava dosyasından ayrılarak görevsizlik verilmeli, idari yargı kararı bekletici mesele yapılmalı, kesinleşmenin ardından davaya konu prim tahakkuk işlemi hakkında inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.” Hüküm bozulmuş; karar 05.04.2018 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 28.04.2022 T., 2021/8411 E., 2022/6673 K.
Tefrik edilen gelir testi davası kesinleşmeden prim davası reddedilemez. Aynı nitelikte bir bozma ilamına uyan iş mahkemesi, gelir testine ilişkin talebi dosyadan ayırmış ve bu kısım için idari yargının görevli olduğunu belirterek ayrı bir karar vermiş, ardından prim tahakkukuna yönelik davayı reddetmiştir. Dosyada görevsizlik kararının davalılara tebliğ edildiği, davacıya ise tebliğ edilemediği ve o dosyanın derdest olduğu ortaya çıkmıştır. Daire, bozma gereğinin yerine getirilmediğini tespit ederek “Mahkemece, tefrik edilip görevsizlik kararı verilen dosyanın sonucunun beklenilerek, kesinleşmenin ardından davaya konu prim tahakkuk işlemi hakkında inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir” demiş ve eksik inceleme ile karar verilmesini bozma nedeni saymıştır. Karar, 2017 yılında açılan ve 2019’da hükme bağlanan bir davanın, gelir testi ayağı çözülmediği için 2022’de ikinci kez bozulduğunu göstermektedir. Hüküm, davacının temyizi üzerine bozulmuş; karar 28.04.2022 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.09.2022 T., 2022/7125 E., 2022/11110 K.
Resmi kayıtlarda yerleşim yeri Türkiye’de olan vatandaşın yurt dışında bulunması tek başına borcu ortadan kaldırmaz. Davacı 01.01.2012’de (g) bendi kapsamında tescil edilmiş, Kurum Temmuz 2012–Ocak 2019 dönemi için prim borcu çıkarmıştır. Giriş-çıkış kayıtlarına göre davacı bu dönemde yurt dışındadır; ancak Kuruma önceden bir bildirim yapmamış, sonradan yurt dışında ikamet ettiğini beyan etmiştir. Kurum, sunulan belgelere göre 09.07.2012–18.04.2014 arasını kapsam dışı sayarak bu dönemin borcunu silmiştir. İlk derece mahkemesi, uzun süre yurt dışında kalan kişinin yerleşim yerinin yurt dışı kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 2012–2019 borcunun tamamını iptal etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, (g) bendinin amacını “hiç kimseyi genel sağlık sigortası kapsamı dışında tutmamaktır” diye özetlemiş ve somut olayda şu sonuca varmıştır: “davacı Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olup resmi kayıtlarda yerleşim yeri adresi Türkiye’dedir. Davacının ihtilaf konusu dönemde genel sağlık sigortalısı olduğu açık olup davacının yurt dışında bulunması, tek başına genel sağlık sigortasına tabi olmasına engel değildir. Hal böyle olunca Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekir iken (…) yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmü bozulmuş; karar 22.09.2022 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Görev ayrımının gerekçesi kararlarda açıktır: SGK’ya prim tahakkuk ettirme ve tahsil etme görevi verilmiş, ancak gelir testi yapma görevi verilmemiştir. Test, bakanlık tarafından vakıflarla birlikte yürütülür. Bu nedenle testin sonucu, 5510 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğan bir uyuşmazlık değil, idarenin kendi mevzuatına göre kurduğu bir idari işlemdir. İş mahkemesi, 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesi uyarınca yalnızca bu Kanun’un uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara bakar.
Uygulamadaki sonuç, dava stratejisini doğrudan belirler. Gelir testinde hanede yaşamayan bir kişinin geliri hesaba katılmış, satılmış bir araç veya taşınmaz varlık gibi gösterilmiş ya da harcama verileri hatalı işlenmişse, bu itirazın yeri idare mahkemesidir. Aynı dilekçeyle iş mahkemesine gitmek, 2022 tarihli karardaki gibi tefrik, görevsizlik ve yıllar sonra gelen bozma zincirine yol açar. İdari işleme karşı dava açma süresi kısa olduğundan, gelir testi sonucunun bildirildiği tarih takvimin başlangıç noktasıdır. İdareye yapılan başvurunun cevapsız kalması hâlinde sürenin nasıl işlediği idari başvuru ve zımni ret yazımızda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Bekletici mesele kuralı, davacı açısından hem koruyucu hem de geciktiricidir. Koruyucudur; çünkü idare mahkemesi gelir testini iptal ederse, iptal edilen teste dayanarak çıkarılmış prim tahakkukunun da hukuki dayanağı ortadan kalkar. Geciktiricidir; çünkü iş mahkemesi idari yargı kararını beklemek zorundadır. Bu yüzden iki davanın mümkün olduğunca aynı anda açılması ve iş mahkemesine idari davanın bilgisinin ilk dilekçede verilmesi zaman kazandırır.
2018 tarihli kararın ikinci önemli yönü, 6824 sayılı Kanun’la gelen değişikliğin görülmekte olan davalara etkisidir. Daire, eski sisteme göre çıkarılmış bir borcu değerlendirirken, davacının değişiklik sonrasında hâlâ prim ödeme yükümlüsü sayılıp sayılmadığının ve borcun güncel tutarının Kurumdan sorulmasını istemiştir. Bugün eski dönem borcuna itiraz eden kişi, geçici 73. maddenin öngördüğü yeniden hesaplamanın kendi dosyasında uygulanıp uygulanmadığını ve gecikme cezası ile zamlarından vazgeçilip vazgeçilmediğini borç dökümü üzerinden ayrıca kontrol etmelidir.
Yurt dışı meselesinde 22.09.2022 tarihli karar, uygulamada yaygın bir beklentiyi düzeltir. Kanun genel sağlık sigortasını ikametgahı Türkiye’de olan kişilere uygular ve 61. madde yerleşim yerinin Türkiye olmadığı tarihten itibaren sigortalılığın sona ereceğini söyler. Ancak Daire, fiilen yurt dışında bulunmakla yerleşim yerinin yurt dışı olmasını aynı şey saymamıştır. Resmi kayıtlarda adresi Türkiye’de duran, Kuruma bildirimde bulunmamış bir vatandaş, sırf giriş-çıkış kayıtlarıyla borçtan kurtulamaz. Kurumun aynı dosyada belgeye dayanarak iki yıllık bir dönemi silmiş olması da, belge sunulan dönem ile sunulmayan dönem arasındaki farkın ne kadar belirleyici olduğunu gösterir.
Bu nedenle yurt dışında yaşayan veya yaşamış kişinin yapması gereken, adres kaydını gerçeğe uygun hâle getirmek ve yurt dışında bulunduğu dönem için orada sağlık güvencesi bulunduğunu, oturum veya çalışma izni aldığını gösteren belgeleri Kuruma sunmaktır. Yurt dışında geçen sürelerin emeklilik açısından değerlendirilmesi ayrı bir konudur ve yurt dışı hizmet borçlanması kurallarına tabidir; genel sağlık sigortası borcunun silinmesi bu borçlanmayı kendiliğinden sağlamaz.
Son olarak, borcun sağlık hizmetine etkisi göz ardı edilmemelidir. 67. madde, (g) bendindeki kişinin sağlık hizmetinden yararlanabilmesini, başvurduğu tarihte tecil ve taksitlendirme dışında 60 günü aşan prim borcunun bulunmamasına bağlar. Dava yıllar sürebileceğinden, acil olmayan bir tedavi ihtiyacı doğduğunda borcu taksitlendirmek, davadan vazgeçmek anlamına gelmez. Ödenen tutarın dava sonunda iadesi istenebilir. Kurumun diğer işlemlerine karşı izlenecek yollar için SGK idari para cezasına itiraz yazımıza da bakılabilir; orada idari para cezası idare mahkemesine giderken, burada prim tahakkuku iş mahkemesine gider ve bu fark dilekçenin nereye verileceğini değiştirir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Gelir testi itirazını da iş mahkemesine götürmek | Yargıtay’a göre gelir testinin iptali idari yargının görevindedir; dosya tefrik edilir ve uzar | Gelir testi işlemi için idare mahkemesinde ayrı dava açın |
| SGK’ya başvurmadan iş mahkemesinde dava açmak | 7036 sayılı Kanun m.4 uyarınca Kuruma başvuru dava açmadan önce zorunludur | Önce yazılı başvuru yapın, ret veya altmış günlük sessizliği bekleyin |
| İş mahkemesine idari davadan söz etmemek | Mahkeme gelir testinin kesinleşmediğini bilmeden hüküm kurar ve karar bozulur | İdari davanın esas numarasını bildirip bekletici mesele isteyin |
| Yalnızca giriş-çıkış kaydına dayanmak | Yargıtay, yurt dışında bulunmanın tek başına genel sağlık sigortasını sona erdirmediğini kabul etmiştir | Yurt dışı adres, oturum ve sağlık sigortası belgelerini sunun |
| Tescil tebliğini önemsememek | Bir aylık süre içinde gelir testi istenmezse aradaki ödemelerin faizsiz iadesi kaybedilir | Tebliğden itibaren bir ay içinde vakfa gelir testi başvurusu yapın |
| Eski kademeli sistemi bugünkü borca uygulamak | 1/4/2017’den itibaren (g) primi tek kademeli ve %3 oranlıdır | Dönemleri 2017 öncesi ve sonrası diye ayırarak hesaplayın |
| Bakmakla yükümlü olunan kişi olduğu dönemi fark etmemek | Bu kişiler için ayrı tescil yapılmaz; hatalı tescil borç üretir | Eşin, anne veya babanın sigortalılık kayıtlarını dönem dönem karşılaştırın |
| Durum değişikliğini bildirmemek | 61. madde bir aylık başvuru yükümlülüğü getirir; bildirimsiz dönem sonradan zor düzeltilir | Adres, medeni hâl ve iş değişikliğini bir ay içinde Kuruma bildirin |
| Dava sürerken tedaviyi ertelemek | 60 günü aşan borç sağlık hizmetine erişimi durdurur | Borcu 6183 m.48’e göre taksitlendirip davayı sürdürün |
Hiç başvurmadığım hâlde neden genel sağlık sigortası borcum çıktı?
5510 sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, başka bir bentten sigortalı olmayan ve başka bir ülkede sağlık sigortası hakkı bulunmayan her vatandaşı genel sağlık sigortalısı sayar. 61. maddeye göre bu kişiler Kurumca resen tescil edilir. Borç, kişinin başvurusuna bağlı olmadan tescilin başladığı tarihten itibaren doğar.
Gelir testi nedir, nereye başvurulur?
Gelir testi, aile içindeki kişi başına düşen aylık gelirin harcamalar, taşınır ve taşınmazlar ile bunlardan doğan haklar dikkate alınarak belirlenmesidir. Yargıtay kararlarında bu testin bakanlık tarafından Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarıyla işbirliği içinde uygulandığı belirtilir. Başvuru, yerleşim yerindeki vakfa yapılır.
Gelir testinde “aile” kimlerden oluşur?
60. maddeye göre (c) bendinin (1) numaralı alt bendi ve 80. madde bakımından aile, aynı hane içinde yaşayan eş, evli olmayan çocuk, büyük ana ve büyük babadan oluşur. Aynı adreste yaşamayan kardeşlerin veya evli çocukların gelirinin hesaba katılması, gelir testine itirazın en sık dayanaklarından biridir.
Geliri düşük çıkan kişi prim öder mi?
Aile içi kişi başına düşen aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaş (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamına girer. 87. maddeye göre bu kişilerin primi yılı merkezi yönetim bütçesinden karşılanmak üzere ilgili kamu idaresince ödenir; kişiden prim istenmez.
(g) bendindeki kişi bugün ne kadar prim öder?
6824 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra, 81. maddenin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca bu kişilerin primi prime esas kazancın %3’üdür. 80. maddeye göre prime esas kazanç da 82. maddeye göre belirlenen alt sınırın otuz günlük tutarıdır. Cumhurbaşkanı oranı %12’ye kadar artırmaya yetkilidir; tutar her yıl alt sınırla birlikte değişir.
Tescil tebliğinden sonra bir ay içinde gelir testi istemek ne sağlar?
80. maddeye göre tescil tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde gelir testi talebinde bulunan ve testin sonucunda aile içi geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında tespit edilen kişinin bu sürede yaptığı ödemeler faiz uygulanmaksızın iade veya mahsup edilir. Süre kaçırılırsa bu iade imkânı kanun metnindeki şekliyle kullanılamaz.
Gelir testi sonucuna nerede dava açılır?
Yargıtay 21. ve 10. Hukuk Dairelerinin kararlarına göre gelir testinin iptali için açılan davaların çözüm yeri idari yargıdır. Testin kesinleşmesinden sonra doğan prim tutarına ve tahsile ilişkin uyuşmazlık ise 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiği için iş mahkemesinde görülür.
İki davayı birlikte iş mahkemesinde açarsam ne olur?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bu durumda gelir testine ilişkin talebin dosyadan ayrılarak görevsizlik kararı verilmesini, idari yargı kararının bekletici mesele yapılmasını ve kesinleşmeden sonra prim tahakkuku hakkında karar verilmesini istemektedir. 2022 tarihli kararda, ayrılan dosyanın sonucu beklenmeden verilen ret hükmü bu nedenle bozulmuştur.
SGK’ya başvurmadan doğrudan iş mahkemesinde dava açabilir miyim?
Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. maddesi, 5510 sayılı Kanun ve diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine dayalı sigortalılık süresinin tespiti talepleri dışında, dava açılmadan önce Kuruma başvurulmasını zorunlu tutar. Başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır.
Yurt dışında yaşadığım dönemin borcu silinir mi?
Kanun, genel sağlık sigortalılığının yerleşim yerinin Türkiye olmadığı tarihten itibaren sona ereceğini söyler. Ancak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, resmi kayıtlarda yerleşim yeri Türkiye’de görünen vatandaşın yalnızca yurt dışında bulunmasının genel sağlık sigortasına tabi olmasına engel olmadığını kabul etmiştir. Silme için yurt dışında yerleşik olunduğunu gösteren belgeler gerekir.
Eşim çalışıyorsa benim adıma ayrıca borç çıkar mı?
60. maddenin ikinci fıkrasına göre kişinin önce bir genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olup olmadığına bakılır; öyleyse ayrı tescil yapılmaz. Buna rağmen tescil yapılmışsa, eşin sigortalılık kaydıyla birlikte Kuruma başvurup ilgili dönemin düzeltilmesi istenmelidir.
Eşlerin ikisi de çalışmıyorsa ikisine de ayrı prim mi çıkar?
60. maddenin üçüncü fıkrasına göre (d) ve (g) bentlerinin uygulanmasında evli olanlar için eşlerden hangisinin genel sağlık sigortalısı, hangisinin bakmakla yükümlü olunan kişi olacağı eşlerin tercihine bırakılmıştır. Tercih bildirilmemesi, iki ayrı tescil ve iki ayrı borç görüntüsüne yol açabilir.
Borcum varken hastaneye gidebilir miyim?
67. maddeye göre (g) bendindeki kişinin sağlık hizmetinden yararlanabilmesi için, başvurduğu tarihte tecil ve taksitlendirmesi devam edenler hariç 60 günden fazla prim ve prime ilişkin borcunun bulunmaması gerekir. 18 yaşını doldurmamış kişiler, acil haller, trafik kazası, iş kazası ve bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar gibi durumlar bu şartın dışındadır.
Mezun olduktan sonra iş bulamayanlar da prim öder mi?
60. maddeye 6663 sayılı Kanun’la eklenen fıkraya göre, anne veya babası üzerinden bakmakla yükümlü olunan kişi sayılmayanlardan lise ve dengi okul mezunları 20, yükseköğrenim mezunları 25 yaşını geçmemek şartıyla, mezuniyeti izleyen günden itibaren iki yıl süreyle gelir tespiti yapılmaksızın (c) bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında sayılır.
2017 öncesine ait eski borçlarım ne oldu?
6824 sayılı Kanun’la eklenen geçici 73. madde, (g) bendi kapsamındaki eski dönem borçlarının gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’ilerinin tahsilinden vazgeçmiş, ödenmemiş aylık borç aslını o tarihte geçerli alt sınırın %3’ü üzerinden yeniden hesaplatmıştır. Daha önce ödenen primler ise iade ve mahsup edilmemiştir. Kendi borç dökümünüzde bu hesaplamanın yapılıp yapılmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.60 — Genel sağlık sigortalısı sayılanlar
- 5510 sayılı Kanun m.61 — Genel sağlık sigortalılığının başlangıcı, bildirimi, tescili ve sona ermesi
- 5510 sayılı Kanun m.67 — Sağlık hizmetlerinden yararlanma şartları
- 5510 sayılı Kanun m.80 — Prime esas kazançların belirlenmesi
- 5510 sayılı Kanun m.81/1-f — Genel sağlık sigortası prim oranları
- 5510 sayılı Kanun m.87 — Prim ödeme yükümlüleri
- 5510 sayılı Kanun geçici m.73 — 6824 sayılı Kanun’la getirilen eski dönem borç düzenlemesi
- 5510 sayılı Kanun m.101 — İş mahkemelerinin görevi
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4 — Kuruma başvuru zorunluluğu
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 — İdari davalarda dava açma süresi
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.48 — Tecil ve taksitlendirme
- 6824 sayılı Kanun m.14, m.15 ve m.20 — 5510 sayılı Kanun’un 80. ve 81. maddelerindeki değişiklik ve geçici 73. madde
İlgili yazılarımız: SGK idari para cezasına itiraz · Sosyal güvenlik destek primi ve kesinti iptali · Yurt dışı hizmet borçlanması · SGK ve Bağ-Kur arasındaki farklar · İdari başvuru ve zımni ret
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.