Ev Hizmetleri ve Kısmi Süreli Çalışmada 10 Gün Kuralı (5510 ek m.6 ve ek m.9)

- Ev hizmetlerinde çalışanlar kural olarak sigortalı sayılmaz; istisnalar 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (c) bendinde gösterilmiştir.
- 1 Nisan 2015’ten itibaren ölçüt, aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla çalışmaktır.
- Ay içinde 10 gün ve üzeri çalışanlar hakkında 4/1-a (işçi) hükümleri uygulanır; bildirimi işveren yapar.
- Konut kapıcılığı işyerlerinde çalıştırılanlar da ek 9. madde kapsamında 4/1-a sigortalısı sayılır.
- Bildirim, işverence en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar yapılır.
- 1 Nisan 2015 öncesi dönemde ölçüt farklıdır: ücretle ve sürekli çalışma birlikte aranır.
- Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa ya da ücret alınmakla birlikte süreklilik yoksa çalışma sigortalı sayılmaz.
- Yargıtay’a göre süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranır.
- Ev hizmeti, doğrudan konuta ve ev yaşamına yönelik; temizlik, yemek, çamaşır, ütü ve çocuk bakımı gibi işlerdir.
- İş Kanunu ev hizmetlerine uygulanmaz; bu ilişkiler Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.
- Ticari taksi, dolmuş ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen alanlarda ay içinde 10 günden az çalışanlar ek 6. madde kapsamındadır.
- Ek 6. madde kapsamında primler 30 gün üzerinden çalışanın kendisi tarafından ödenir.
- Ek 6. maddedeki bildirim ve kontrol yükümlülüğü yerine getirilmezse idari para cezası uygulanır.
- Hizmet tespiti davaları kamu düzenine ilişkindir; mahkeme re’sen araştırma yapabilir.
- Hizmet tespiti davasında Sosyal Güvenlik Kurumu davalı değil fer’î müdahil olarak yer alır.
Türkiye’de temizlikçi, bakıcı, aşçı, bahçıvan ve şoför gibi ev hizmeti çalışanlarının sosyal güvenliği uzun yıllar belirsizdi. Kanun “ücretle ve sürekli çalışanlar” dışındakileri sigorta kapsamı dışında bırakıyor, sürekliliğin ne demek olduğunu ise tanımlamıyordu. Bu belirsizlik, haftanın iki günü çalışan bir temizlik görevlisinin sigortalı sayılıp sayılmayacağını mahkeme kararına bırakıyordu.
1 Nisan 2015’te yürürlüğe giren düzenlemeyle bu ölçüt terk edildi ve yerine sayısal bir eşik kondu: aynı kişi yanında ay içinde on gün. Benzer bir eşik, ticari taksi ve sanat alanlarında kısmi süreli çalışanlar için de geçerlidir. Aşağıda her iki rejim, geçiş döneminin nasıl çözüldüğü ve eşiğin yanlış uygulanmasının doğurduğu idari para cezaları yargı kararlarıyla ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Durum | Uygulanacak rejim | Sonuç |
|---|---|---|
| Ev hizmeti, 1 Nisan 2015 öncesi | Ücretle ve sürekli çalışma ölçütü | Süreklilik yoksa sigortalı sayılmaz |
| Ev hizmeti, ay içinde 10 gün ve üzeri | Ek 9. madde, 4/1-a hükümleri | İşveren bildirir, tüm sigorta kolları uygulanır |
| Ev hizmeti, ay içinde 10 günden az | Ek 9. maddenin ikinci fıkrası | Sınırlı kapsamda sigortalılık |
| Konut kapıcılığı işyeri | Ek 9. madde kapsamında | 4/1-a sigortalısı sayılır |
| Bildirim zamanı | Çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar | Süresinde yapılmayan bildirim yaptırıma tabidir |
| Ticari taksi, dolmuş, sanat alanları, 10 günden az | Ek 6. madde | Prim 30 gün üzerinden çalışanca ödenir |
| Ek 6. maddede bildirim yükümlülüğünün ihlali | 102. madde yollaması | İdari para cezası uygulanır |
| İş Kanunu’nun uygulanması | Ev hizmetleri kapsam dışıdır | Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır |
| Hizmet tespiti davasında Kurum | Davalı değil fer’î müdahil | Hüküm buna göre kurulur |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Tespitini istediğiniz dönemi 1 Nisan 2015 öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırın; her dönem için ayrı ölçüt uygulanacaktır.
- Yaptığınız işin gerçekten “ev hizmeti” olup olmadığını netleştirin; iş, doğrudan konuta ve ev yaşamına yönelik olmalıdır.
- Ay içinde kaç gün çalıştığınızı gösterecek somut veriler toplayın: site giriş kayıtları, güvenlik kayıtları, mesaj ve arama dökümleri, banka ödemeleri.
- Aynı dönemde başka evlerde de çalışıp çalışmadığınızı açıkça ortaya koyun; bu, gün sayısının hesabını doğrudan etkiler.
- Kurum kayıtlarınızı çıkarın; aynı dönemde başka bir işverenden bildirim varsa çakışma sorununu baştan çözün.
- Ücretin ödendiğini gösteren delilleri toplayın; ücret unsuru, 2015 öncesi dönemde sürekliliğin yanında ayrıca aranır.
- Konut kapıcısıysanız ek 9. madde kapsamında olduğunuzu ve 4/1-a hükümlerine tabi bulunduğunuzu ileri sürün.
- İşveren iseniz, ay içinde 10 gün ve üzeri çalıştırdığınız kişiler için bildirimi en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar yapın.
- Ek 6. madde kapsamındaki çalışanlar için bildirim ve kontrol yükümlülüklerini kayda bağlayın; ihlal hâlinde idari para cezası doğar.
- Kısmi süreli sözleşmede fazla çalışma yapılmayacağını yazılı olarak kararlaştırın; aksi hâlde ay içi gün sayısı tartışmaya açılır.
- Hizmet tespiti davasında Kurumu davalı değil fer’î müdahil olarak gösterin.
- Beş yıllık hak düşürücü süreyi hesaplayın; çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde iş mahkemesine başvurulmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.02.2022 T., 2021/230 E., 2022/125 K.
2015 öncesi dönemde ölçüt: ücretle ve sürekli çalışma. Bir konutta 2008-2013 arasında yemek, temizlik ve diğer ev hizmetlerinde çalıştığını ileri süren davacı, hizmetinin tespitini istemiştir. Kurul, önce kavramı tanımlamıştır: “Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekana yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir.” Ardından ölçütü koymuştur: “Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa, bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir.” Süreklilik bakımından ise “haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır” denilmiş; ayrıca 6552 sayılı Kanun’la getirilen ek 9. maddenin ve 6. maddedeki değişikliğin 01.04.2015’te yürürlüğe girdiği, somut olayın ise bu tarihten önceki döneme ilişkin olduğu belirtilmiştir. Direnme kararı, çalışmanın varlığı ve yoğunluğu yöntemince araştırılmadığı gerekçesiyle değişik gerekçeyle bozulmuş; karar 15.02.2022 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 11.05.2023 T., 2023/4480 E., 2023/5200 K.
Haftada üç gün çalışma saptanmışsa hüküm buna göre kurulmalıdır; Kurum fer’î müdahildir. Davacı, 2007-2018 arasında davalının evinde temizlik ve yardımcılık yaptığını, 2013 yılına kadar hiç bildirim yapılmadığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, 6552 sayılı Kanun öncesi döneme ilişkin talebi “sürekli çalışma bulunmadığı” gerekçesiyle reddetmiştir. Daire önce usul yönünden şu tespiti yapmıştır: “İnceleme konusu dava hizmet tespiti davası olduğu için Sosyal Güvenlik Kurumu’ nun davalı değil feri müdahil olarak gösterilmesi ve hükmün buna göre tesisi gerekir.” Esas bakımından ise, davacı asilin ve tanıkların beyanına göre 2007-2013 döneminde de haftada üç gün çalışma bulunduğunun anlaşıldığını belirterek “Mahkemesince buna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir” demiştir. Kararda ayrıca hizmet tespiti davalarının kamu düzeniyle ilgili olduğu ve gerek görüldüğünde “resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği” vurgulanmıştır. Bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş; hüküm 11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Danıştay 10. Daire, 16.11.2023 T., 2023/1469 E., 2023/6964 K.
On gün eşiği aşılmışsa işverenin bildirim yükümlülüğü doğar; devlet memuru olmak bu yükümlülüğü kaldırmaz. Bir yapım şirketine, yardımcı oyuncuların bildirilmediği gerekçesiyle 1.100.084,50 TL idari para cezası uygulanmış; idare mahkemesi, kişilerin ay içinde 10 günden veya 75 saatten fazla çalıştığının somut olarak tespit edilmediği gerekçesiyle cezayı iptal etmiştir. Daire, ek 6. maddenin dokuzuncu fıkrasını hatırlatarak “sigortalılığı yaptırılmamış olanlar bakımından 5510 sayılı Kanun’un ek 6. maddesinin 9. fıkrasında yer alan ‘Bu madde kapsamında bulunan sigortalıları çalıştıranlar ile çalışanların üye olduğu meslek odası, birlik veya benzeri kuruluşlara bu madde uyarınca getirilecek bildirim ve kontrol yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde 102 nci madde uyarınca idari para cezası uygulanır.’ hükmü gereği şirketin sorumluluğuna gidilebileceği açık olup, eksik inceleme ve araştırma sonucu verildiği anlaşılan kararda hukuki isabet görülmemiştir” demiştir. Daire ayrıca çalıştırılan kişinin devlet memuru olmasının işverenin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağını, sigortalılık hâllerinin birleşmesi sorununun 53. madde çerçevesinde çözüleceğini belirtmiştir. Bölge idare mahkemesi kararı bozulmuş; hüküm 16/11/2023 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 19.02.2024 T., 2024/237 E., 2024/1473 K.
Çelişkili tanık beyanlarıyla yetinilemez; re’sen araştırma zorunludur. Bir işyerinde aşçı olarak çalıştığını ileri süren davacının hizmet tespiti talebi kısmen kabul edilmiş; ancak dinlenen tanıkların beyanları başlangıç tarihi konusunda birbiriyle çelişmiştir. Daire, anayasal çerçeveyi kurarak şu ilkeyi vurgulamıştır: “Anayasa’nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.” Somut olayda işyerinin kapsamı, kapasitesi, bildirilen işçi sayısı ve komşu işyeri tanıklarının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş; hüküm 19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
İlk dönem, 1 Nisan 2015 öncesidir. Burada kanun “ücretle ve sürekli çalışanlar” dışındakileri kapsam dışı bırakmış, ancak sürekliliği tanımlamamıştır. Hukuk Genel Kurulu, sürekliliğin çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşmasını gerektirdiğini, haftanın çoğunun ev işlerinde geçirilmiş ve çalışmanın bir süre devam etmiş olmasının arandığını belirtmiştir. Ücret unsuru ise ayrıca ve bağımsız olarak aranır; karşılıksız yardım niteliğindeki çalışmalar bu kapsamda değildir.
İkinci dönem, ek 9. maddenin yürürlüğe girdiği 1 Nisan 2015 sonrasıdır. Artık ölçüt niteliksel değil sayısaldır: aynı kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı on gün ve daha fazlaysa, kişi hakkında 4/1-a hükümleri uygulanır. Bu, tüm sigorta kollarının devreye girmesi ve bildirim yükümlülüğünün işverene yüklenmesi anlamına gelir. Bildirimin en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar yapılması gerekir.
Aynı madde konut kapıcılığı işyerlerinde çalıştırılanları da kapsamına almıştır. Bu, kapıcılık ilişkisinin ayrı bir sigortalılık rejimine değil, ev hizmetleriyle aynı çerçeveye bağlandığını gösterir; ayrıntılar için konut kapıcısının hakları yazımıza bakılabilir.
Geçiş döneminin pratikte nasıl çözüldüğünü 2023 tarihli Daire kararı gösterir. Orada, 2015 öncesi dönem bakımından çalışmanın sürekli olmadığı gerekçesiyle talep reddedilmiş; ancak dosyadaki beyanlara göre o dönemde de haftada üç gün çalışma bulunduğu anlaşıldığından karar bozulmuştur. Buradaki mesaj açıktır: mahkeme, dönemi kendi ölçütüyle değerlendirmeli ve tespit ettiği fiilî çalışma düzenine göre hüküm kurmalıdır.
Aynı kararın usule ilişkin tespiti de önemlidir. Hizmet tespiti davasında Sosyal Güvenlik Kurumu davalı değil fer’î müdahildir. Uygulamada Kurumun davalı gösterilmesi sık rastlanan bir hatadır ve hükmün buna göre kurulmaması bozma sebebidir. Davanın genel çerçevesi için hizmet tespiti davası ve şartları yazımız yol göstericidir.
On gün eşiği yalnızca ev hizmetlerine özgü değildir. Ek 6. madde, ticari taksi ve dolmuş gibi şehir içi toplu taşıma işyerleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen alanlarda kısmi süreli çalışanlar için aynı eşiği ters yönde kullanır: ay içinde on günden az çalışanlar, primlerini otuz gün üzerinden kendileri ödeyerek sigortalı olurlar. Bu, özellikle dizi ve film sektöründe yardımcı oyuncular bakımından yaygın bir uygulamadır.
Eşiğin bu ikinci yüzü, işveren açısından ciddi bir risk doğurur. Danıştay kararına konu olayda, yardımcı oyuncuların ay içinde on günü aştığı iddiasıyla bir milyon lirayı aşan idari para cezası uygulanmıştır. Daire, sigortalılığı yaptırılmamış olanlar bakımından ek 6. maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca şirketin sorumluluğuna gidilebileceğini belirterek eksik incelemeyle verilen iptal kararını bozmuştur. Bu tür cezalara karşı izlenecek usul için SGK idari para cezasına itiraz yazımıza bakılmalıdır.
Aynı kararın bir başka tespiti, uygulamada sık ileri sürülen bir savunmayı kapatmaktadır: çalıştırılan kişinin devlet memuru olması, işverenin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Sigortalılık hâllerinin çakışması sorunu 53. madde çerçevesinde çözülür; aksi yorum, memurun sigortasız çalıştırılması hâlinde işvereni muaf tutma sonucunu doğurur.
Son olarak ispat meselesi vardır. 2024 tarihli karar, çelişkili tanık beyanlarıyla yetinilemeyeceğini ve mahkemenin işyerinin kapsamı, kapasitesi, bildirilen işçi sayısı ile komşu işyeri tanıklarını re’sen araştırması gerektiğini vurgular. Ev hizmetlerinde bu araştırma daha da zordur; çünkü bordro tanığı yoktur. Bu nedenle site giriş kayıtları, güvenlik görevlisi beyanları, bakım formları ve ödeme kayıtları gibi dolaylı deliller belirleyici olur. Çalışma düzeninin esnek olduğu benzer ilişkiler için çağrı üzerine çalışma, bildirimsiz çalıştırmanın yaptırımı için sigortasız işçi çalıştırma cezası yazılarımız tamamlayıcıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| 2015 öncesi döneme on gün eşiğini uygulamak | Ek 9. madde 1 Nisan 2015’te yürürlüğe girmiştir | O dönem için ücretle ve sürekli çalışma ölçütünü kullanın |
| Dönemleri ayırmadan tek talep kurmak | İki farklı ölçüt uygulanır | Dilekçede dönemleri ayrı ayrı gösterin |
| Kurumu davalı göstermek | Hizmet tespitinde Kurum fer’î müdahildir | Kurumu fer’î müdahil olarak gösterin |
| Yalnızca tanık beyanına dayanmak | Çelişkili beyanlar hükme esas alınamaz | Giriş kayıtları ve ödeme belgeleriyle destekleyin |
| Başka evlerdeki çalışmayı gizlemek | Ay içi gün sayısı hesabını doğrudan etkiler | Tüm çalışma düzeninizi açıkça ortaya koyun |
| Bildirimi geciktirmek (işveren) | Bildirim ayın sonuna kadar yapılmalıdır | Çalışmanın geçtiği ay içinde bildirin |
| Kısmi süreli sözleşmeye fazla çalışma kaydı koymamak | Ay içi gün sayısı tartışmaya açılır | Sözleşmede çalışma düzenini açıkça yazın |
| Memur çalıştırınca bildirim yapmamak | Memurluk işverenin yükümlülüğünü kaldırmaz | Bildirimi yapın, çakışmayı 53. maddeye göre çözün |
| Beş yıllık süreyi kaçırmak | Hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl | Süre dolmadan iş mahkemesine başvurun |
Ev hizmeti nedir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında ev hizmeti, evde yapılmakla birlikte herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iş olarak tanımlanmıştır. Öğretide temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı ve mürebbiyelik gibi işler ev hizmeti sayılmakta; uşak, kâhya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi ve hayvan bakıcısı gibi kişiler ev hizmeti çalışanı kabul edilmektedir.
Ev hizmetlerinde çalışanlar sigortalı sayılır mı?
Kural olarak 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (c) bendi uyarınca sigortalı sayılmazlar. Ancak ek 9. maddenin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar bu istisnanın dışındadır; yani sigortalı sayılırlar.
On gün kuralı ne zaman başladı?
10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun’un 55. maddesiyle 5510 sayılı Kanun’a ek 9. madde eklenmiş, aynı Kanun’un 40. maddesiyle de 6. maddenin (c) bendi değiştirilmiştir. Her iki düzenleme de 1 Nisan 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
1 Nisan 2015 öncesi dönemde hangi ölçüt uygulanır?
O dönemde ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli olarak” çalışanlar sigortalı sayılıyordu. Hukuk Genel Kuruluna göre sigortalı sayılmak için ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir; ücret alınmıyorsa veya süreklilik yoksa bu çalışma sigortalı çalışma sayılamaz.
Süreklilik nasıl belirlenir?
Yargıtay’a göre uygulamada haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır. Çalışma belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılır.
Ay içinde 10 gün ve üzeri çalışırsam ne olur?
Ek 9. maddeye göre ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan sigortalılar hakkında, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin hükümler uygulanır.
Bildirimi kim, ne zaman yapar?
Ek 9. maddeye göre bu kişilerin bildirimi, işverenler tarafından örneği Kurumca hazırlanan belgeyle en geç çalışmanın geçtiği ayın sonuna kadar yapılır. Süresinde yapılmayan bildirim için işverene yaptırım öngörülmüştür.
Konut kapıcıları hangi kapsamdadır?
Ek 9. madde, ev hizmetlerinde ay içinde 10 gün ve daha fazla çalışanların yanında konut kapıcılığı işyerlerinde çalıştırılan sigortalıları da açıkça saymıştır. Bunlar hakkında da 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki hükümler uygulanır.
Ev hizmetlerine İş Kanunu uygulanır mı?
Hayır. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca iş kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanmaz; bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesini düzenleyen hükümlerine tabidir.
Kısmi süreli çalışanlar için 10 gün kuralı nasıl işler?
Ek 6. maddeye göre ticari taksi, dolmuş ve benzeri şehir içi toplu taşıma aracı işyerleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olan kişilerin sigortalılıkları, kendileri tarafından 30 gün üzerinden prim ödenmesi suretiyle sağlanır.
Ek 6. maddede bildirim yapılmazsa ne olur?
Aynı maddenin dokuzuncu fıkrasına göre bu madde kapsamında bulunan sigortalıları çalıştıranlar ile çalışanların üye olduğu meslek odası, birlik veya benzeri kuruluşlara bu madde uyarınca getirilecek bildirim ve kontrol yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi hâlinde 102. madde uyarınca idari para cezası uygulanır.
Çalıştırdığım kişi devlet memuruysa bildirim yapmak zorunda mıyım?
Danıştay 10. Dairesine göre evet. Kararda, 5510 sayılı Kanun’a göre çalıştırmaya başlanan kişi ile sigortalılık ilişkisinin başka bir koşul aranmaksızın kendiliğinden doğduğu, işverence yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri çalıştırılan kişinin devlet memuru olmasının ortadan kaldırmayacağı, sigortalılığın tek olması sorununun 53. madde çerçevesinde çözüleceği belirtilmiştir.
Hizmet tespiti davasında Kurum davalı mıdır?
Hayır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hizmet tespiti davasında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun davalı değil fer’î müdahil olarak gösterilmesi ve hükmün buna göre kurulması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkeme kendiliğinden delil toplayabilir mi?
Evet. Yargıtay, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların kamu düzeniyle ilgili olduğunu, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceğini belirtmiştir.
Hizmet tespiti için süre sınırı var mı?
5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin ilgili fıkrasına göre aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.4/1-a — Hizmet akdiyle çalışanların sigortalılığı
- 5510 sayılı Kanun m.6/c — Ev hizmetlerinde çalışanlara ilişkin istisna
- 5510 sayılı Kanun m.7 ve m.9 — Sigortalılığın başlangıcı ve sona ermesi
- 5510 sayılı Kanun m.53 — Sigortalılık hâllerinin birleşmesi
- 5510 sayılı Kanun m.86 — Prim belgeleri ve beş yıllık hak düşürücü süre
- 5510 sayılı Kanun m.102 — Kurumca verilecek idari para cezaları
- 5510 sayılı Kanun ek m.6 — Bazı kısmi süreli çalışanların sigortalılıkları
- 5510 sayılı Kanun ek m.9 — Ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı
- 6552 sayılı Kanun m.40 ve m.55 — 1 Nisan 2015’te yürürlüğe giren değişiklikler
- 4857 sayılı İş Kanunu m.4 — Ev hizmetlerinin kapsam dışılığı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.393 vd. — Hizmet sözleşmesi
- 2709 sayılı Anayasa m.60 — Sosyal güvenlik hakkı
İlgili yazılarımız: Hizmet tespiti davası ve şartları · SGK idari para cezasına itiraz · Konut kapıcısının hakları · Çağrı üzerine çalışma · Sigortasız işçi çalıştırma cezası
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.