Boşanma Avukatı Ücreti

Boşanma Avukatı Ücreti
Boşanma davasında avukatlık ücreti, avukat ile müvekkil arasında yapılan vekâlet sözleşmesiyle belirlenir. Sözleşmeyle kararlaştırılan ücret, Türkiye Barolar Birliği’nin yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki tutardan az olamaz (Avukatlık Kanunu m. 164).
2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
4 Kasım 2025 tarihli ve 33067 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tarifeye göre aile ve asliye mahkemelerinde görülen boşanma davalarında avukatlık ücretinin alt sınırı 45.000 TL‘dir (KDV hariç). %20 KDV ile bu tutar 54.000 TL olur. Tarifedeki tutar bir alt sınırdır; davanın anlaşmalı veya çekişmeli olması gibi etkenlerle sözleşmede daha yüksek ücret kararlaştırılabilir.
Ücreti etkileyen unsurlar
- Davanın anlaşmalı veya çekişmeli olması ve çekişmeli davada taleplerin kapsamı (nafaka, tazminat, mal rejimi, velayet),
- Dosyanın kapsamı, duruşma sayısı ve yargılamanın süresi,
- Avukatın deneyimi ve dosyaya ayıracağı emek,
- Baroların yayımladığı tavsiye niteliğindeki tarifeler bağlayıcı değildir; tutarları baroya göre farklıdır.
Harç ve masraflar
Avukatlık ücretine ek olarak 2026 yılında başvurma harcı 732 TL, vekâlet harcı 104 TL ve baro pulu 164 TL’dir (avukatla açılan davada); maktu karar ve ilam harcı da aynı düzeydedir. Tebligat, bilirkişi ve keşif gibi yargılama giderleri davanın seyrine göre ayrıca ortaya çıkar.
Karşı vekâlet ücreti
Davayı kazanan taraf lehine karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti, tarifedeki maktu ücret esas alınarak mahkemece belirlenir; bu ücret tarifedeki miktardan az ve üç katından fazla olamaz (AAÜT m. 3/1).
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2024/2822, K.2025/3906, 09.09.2025 Süre kaçırmak kusurdur; ancak zarar da aranır. Daire, avukatın borçlarının TBK m.502 ve devamında düzenlendiğini, m.506/2 uyarınca vekâletin sadakat ve özenle ifa edilmesi gerektiğini belirtir. Avukatlık Kanunu m.34 ise daha ağır bir ölçüt getirir; avukatlık kamu hizmeti olduğundan bu hüküm “vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.” Somut ölçüt de verilir: “Bir avukatın yasa ile öngörülen süre içinde yapılması gereken işleri yapmaması, süresinde dava açmaması, temyiz süresini ihtiyatsızca hareket ederek kaçırması, özen borcunun gereği gibi ifa edilmediğini ve kusurlu olduğunu gösterir.” Somut olayda idari dava açma süresi kaçırılmış ve “davalı avukatın sürenin kaçırılmasında kusurlu olduğu” saptanmıştır. Sorumluluk için kusurun yanında müvekkilin bir zararının da doğmuş olması şarttır.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2007/642, K.2007/704, 03.10.2007 Hafif kusur bile sorumluluk doğurur. Kurul, vekâlet sözleşmesinin “sonucu itibariyle bir güven ilişkisi” olduğunu, bu nedenle vekile düşen başlıca yükümün işi özen ve sadakatle ifa etmek olduğunu belirtir. Özenin ölçüsü “tedbirli ve basiretli şekilde hareket etmesi”dir. Sorumluluğun kapsamı bakımından kritik saptama şudur: hükümler “her türlü kusuru kapsar. O nedenle vekilin kusuru pek hafif olsa dahi sorumluluktan kurtulamayacaktır.” Sadakatle ifa ise, müvekkilin yararına davranmayı gerektirir.
- Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E.2015/12038, K.2016/22476, 30.11.2016 Özen borcuna aykırılık, azli haklı kılar. Daire, aynı ilkeleri aktardıktan sonra doğrudan bir sonuca bağlar: “Aksi hâlde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi hâlinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekâleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır.” Kararda ayrıca hesap verme yükümlülüğüne ilişkin önemli bir usul saptaması yer alır: avukatın tahsil ettiği paranın bakiyesine ilişkin talepte “davalı avukatların hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdikleri tarihe kadar zamanaşımının işlemeyeceği” gözetilmelidir.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2022/5943, K.2022/7380, 05.10.2022 Zararla eylem arasında illiyet bağı aranır. Dava, “vekilin özen sorumluluğunu yerine getirmemesi neticesinde doğan zararın tazmini” istemine ilişkindi. Daire, özen borcunun içeriğini yineledikten sonra somut olayda “zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunmadığı” gerekçesini yerinde buldu. Karar, avukatın sorumluluğunun üç unsura bağlı olduğunu gösterir: kusur, zarar ve ikisi arasındaki uygun illiyet bağı. Zarar, avukatın hatası olmasaydı müvekkilin ulaşacağı sonuçla karşılaştırılarak belirlenir.