Adli kontrol yükümlüleri dikkat! İmza Dönemi Kapandı!

Adli kontrol yükümlüleri dikkat!

Adli kontrol yükümlüleri Bu devrim niteliğindeki uygulama neleri değiştirecek?

Adalet Bakanlığı’nın geliştirdiği Biyometrik İmza Yöntemi ile Takip Sistemi (BİOSİS) ile denetimli serbestlik kapsamındaki 300 bin kişinin takibi elektronik ortamda yapılacak! Bu sayede, karakola imza verme zorunluluğu ortadan kalkacak ve Adli kontrol yükümlüleri elektronik cihaz veya telefonları üzerinden takip edilebilecek.

Denetimli Serbestlik Sistemi Gelişiyor: Elektronik İzleme Kapsamı Genişliyor. Adli kontrol yükümlüleri dikkat!

Denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasını kolaylaştırmak ve etkinliğini artırmak için yeni bir sistem geliştirildi. Bu sistem, elektronik izleme kapsamını genişleterek 300 bin yükümlünün takibini mümkün hale getirecek.

Elektronik İzleme Nasıl İşleyecek?

Sistem, yükümlülerin rızalarıyla elektronik cihazlarına yüklenecek. Cihazlar, biyometrik doğrulama ve GPS özellikleri kullanarak yükümlülerin konumunu ve biyometrik verilerini takip edecek. Bu sayede denetim personeli ihtiyacı ortadan kalkacak ve büyük oranda personel tasarrufu sağlanacak.

Elektronik İzlemenin Faydaları:

  • Daha Kolay ve Hızlı Takip: Yükümlülerin konumları ve biyometrik verileri her an kolaylıkla ve hızlı bir şekilde tespit edilebilecek.
  • Personel Tasarrufu: Takip için saha personelinin gönderilmesine gerek kalmayacak.
  • Uzaktan Kontrol: Kamu yararına çalışmada yükümlünün yerinde olup olmadığı uzaktan kontrol edilebilecek.
  • Kısıtlı Alan Takibi: Belirli bir bölgeye girmemek veya belirlenen bölgeden dışarı çıkamamak yükümlülüğü olan kişiler elektronik cihazları üzerinden kısıtlı bölgeyi görebilecek ve ihlal olmaması için bölgeye girmeyecek.
  • Uyuşturucu Takibi: Uyuşturucu kullanma, bulundurma ve satma gibi suçları işleyenler de sistemle takip edilebilecek.

Elektronik İzleme Kapsamı:

Elektronik izleme şu anda 4 alanda kullanılıyor:

  • Konutun terk edilmemesi: Yükümlünün belirlenen saatlerde evden ayrılmaması sağlanıyor.
  • Belirlenen yerlere gitmek veya belirli alanların terk edilmesinin engellenmesi: Yükümlünün belirli gün ve saatlerde belirli noktalara gitmesi veya belirli alanlardan ayrılmaması sağlanıyor.
  • Alkol kullanımı: Yükümlünün alkollü içki tüketmesi engelleniyor.
  • Mağdur koruma: Yükümlünün mağdura yaklaşması veya belirli bir bölgeye girmesi engelleniyor.

BİOSİS ile Kapsam Genişliyor:

BİOSİS (Biyometrik İzleme ve Takip Sistemi) adlı yeni sistemle elektronik izleme kapasitesinin 300 bin kişiye kadar çıkarılması hedefleniyor. Bu sayede denetimli serbestlik kapsamındaki tüm yükümlülerin elektronik izleme ile takip edilmesi mümkün olacak.

Elektronik İzlemenin Geleceği:

Elektronik izleme sisteminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıyla denetimli serbestlik uygulamasının daha etkin ve caydırıcı hale gelmesi bekleniyor. Bu sayede suç oranlarının düşmesi ve kamu güvenliğinin artması hedefleniyor.

Yargıtay uygulaması — adli kontrol süresizdir sanılmasın, imza yükümlülüğünün de sınırı var
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E.2024/9285, K.2025/2304, 10.02.2025 Süreler ve zorunlu periyodik denetim. Daire, adli kontrolün çerçevesini madde madde aktarır. CMK m.110/2: hâkim, savcının istemiyle yeni yükümlülük ekleyebilir, yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir ya da şüpheliyi bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. CMK m.110/4 (2021’de eklendi): “Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından … karar verilir.” CMK m.110/A: ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir; ağır ceza işlerinde en çok üç yıldır ve uzatma toplam üç yılı, belirli suçlarda dört yılı geçemez; çocuklar bakımından süreler yarı oranında uygulanır. CMK m.111: şüpheli veya sanığın istemi üzerine, savcının görüşü alındıktan sonra hâkim beş gün içinde karar verir ve bu kararlara itiraz edilebilir. Daire bu hükümleri birlikte değerlendirerek, bir koruma tedbiri olarak uygulanan yurt dışına çıkış yasağının da belli bir süreyle sınırlı olduğu sonucuna varmıştır.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2008/13063, K.2009/6948, 05.06.2009 İmza yükümlülüğü her suç için verilemez (o tarihteki düzenleme). Şüpheli resmî belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklamaya sevk edilmiş; sulh ceza mahkemesi tutuklama yerine CMK m.109/3-b uyarınca her gün saat 20.00’de en yakın karakola başvurup imzasıyla tescil ettirme yükümlülüğü koymuştu. Daire; o dönemde yürürlükte olan m.109/1’in adli kontrolü “üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç” ile sınırladığını ve m.109/4’ün bu sınırı yalnızca (a) ve (f) bentlerindeki yükümlülükler için kaldırdığını belirterek, suçun üst sınırı üç yıldan fazla olduğundan adli kontrol kararının yasaya aykırı olduğuna ve itirazın kabulü gerektiğine hükmetti. Not: m.109/1’deki üç yıllık sınır sonradan kaldırılmıştır; karar, adli kontrolün kanunda çizilen çerçeveyle bağlı olduğunu göstermesi bakımından önemini korur.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E.2018/473, K.2020/3159, 16.06.2020 Çizelgeye sahte imza atmak her hâlde suç oluşturmaz. Adli kontrol, haftada bir gün karakola gidip görevlinin huzurunda “adli kontrol çizelgesine” imza atılması, görevlinin de sicil numarasını yazıp imzalaması yöntemiyle takip ediliyordu. Sanık, görevli memur yanında yokken hem o gün hem de ileri tarih için imza atmış, görevlilere ait olmayan sicil numaraları yazıp onlar adına sahte imza atmıştı. Daire; belgenin usulen ayrıca görevli memurca da imzalanması gerektiğini ve sahtelik o anda görevlilerce fark edildiğinden suça konu belgenin aldatma kabiliyeti bulunmadığını belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetti. Bu, imza takibinin nasıl işlediğini de göstermektedir.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E.2025/2315, K.2025/3752, 09.05.2025 “Karıştırdım” savunması mazeret sayılmaz. Hükümlü, 5275 sayılı Kanun m.105/A kapsamında denetimli serbestlikten yararlanırken kendisine tanınan beş günlük yasal süre içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmamış, bu nedenle kararı kaldırılarak şartla tahliye tarihine kadarki cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilmişti. Savunması, başka bir dosyadan verilen adli kontrol kararı gereği imza atmaya karakola gittiği, iki yükümlülüğü ayırt edemediği yönündeydi. Daire tarihleri karşılaştırdı: denetimli serbestliğe son başvuru tarihi 02.09.2024 iken, adli kontrol kapsamındaki başvurusu 09.09.2024‘te, yani yedi gün sonra yapılmıştı. Bu nedenle mazeretin geçerli ve yasal olmadığı, iki yükümlülüğün karıştırılmasının söz konusu olamayacağı belirtilmiştir.
Kararlar Yargı PRO içtihat veri tabanından derlenmiştir. Adli kontrol (CMK m.109 vd.), tutuklamanın alternatifi olan bir koruma tedbiridir; amacı, kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakmadan soruşturma ve kovuşturmanın selametini sağlamaktır. Kanunda sayılan yükümlülükler arasında yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere gitmemek veya yalnız belirli yerlere gidebilmek, belirlenen mercie belirli sürelerle başvurmak — uygulamadaki adıyla “imza yükümlülüğü”, her türlü taşıtı veya bir kısmını kullanamamak ve ehliyeti teslim etmek, tedavi veya muayeneye tabi olmak, güvence göstermek, silah bulundurmamak ve teslim etmek, aile yükümlülüklerini yerine getirmek ve konutu terk etmemek ile elektronik izleme yer alır. Uygulamada bilinmesi gereken noktalar şunlardır. Süre sınırsız değildir: ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok iki yıl (zorunlu hâlde gerekçeyle bir yıl uzatma), ağır ceza işlerinde en çok üç yıl; süreler çocuklarda yarıya iner. Yükümlülüğün devam edip etmeyeceği en geç dört aylık aralıklarla incelenir; kovuşturma aşamasında mahkeme bunu resen yapmak zorundadır. Kaldırılması istenebilir: şüpheli veya sanık dilekçeyle başvurur, savcının görüşü alınır ve hâkim beş gün içinde karar verir; ret kararına itiraz yolu açıktır. Dilekçede soruşturmanın geldiği aşama, delillerin toplanmış olması, kaçma şüphesinin bulunmadığı, sabit ikamet ve iş durumu, sağlık ya da öğrenim gibi mazeretler somut belgelerle gösterilmelidir. Yükümlülüğe uyulmaması ağır sonuç doğurur: imzaya gitmemek, adli kontrolün tutuklamaya çevrilmesi sebebidir. Bu nedenle hastalık, sevk, yolculuk gibi zorunlu hâllerde önceden dilekçeyle bildirimde bulunmak ve belgelemek gerekir; sonradan ileri sürülen ve tarihlerle örtüşmeyen mazeretler kabul edilmemektedir. Adli kontrol ile denetimli serbestlik ayrı kurumlardır; biri yargılama sürecine, diğeri cezanın infazına ilişkindir ve yükümlülükleri birbirinin yerine geçmez.

LegaPro Hukuk Bürosu olarak, bu konuda size hızlı, güvenilir ve etkin bir hizmet sunmak için buradayız.

LegaPro Hukuk Bürosu ile:

  • Deneyimli ve uzman avukat kadromuzla yanınızdayız.
  • Davanızın her aşamasında size detaylı bilgi veririz.
Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Hukuki rehberler — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

WhatsApp İletişim Ara